GM_GP/ TÜRKÇE SÖZLÜK - -
Ana sayfa

KELİME İNDEKSİ

GI_GL <-- GM_GP --> GR_GU



gnays
goblen
gocuk
gocuklu
gocundurma
gocundurmak
GOCUNMA
gocunmak
GODOŞ
godoşluk
gofret
gol
gol atmak (veya yapmak)
gol kaçırmak
gol olmak
gol toto
gol yemek
golcü
golcülük
golf
golf pantolon
golfçü
golfçülük
golfstrim
GOLLÜ
gollük
golsüz
golsüzlük
gomalak
gonca
gondol
gondolcu
gondolculuk
GONK
gonokok
goril
goşist
goşistlik
goşizm
Gotça
gotik
gotik harfler
gotik sanat
Gotlar
goygoycu
goygoyculuk
göbeği biriyle bağlı (veya beraber kesilmiş)
göbeği çatlamak
göbeği çıkmak
göbeği düşmek
göbeği sokakta kesilmiş
göbeğini eritmek
göbeğini kesmek
göbek
göbek adı
göbek atmak
göbek bağı
göbek bağlamak (veya salıvermek)
göbek çalkamak (veya çalkalamak)
göbek dansı
göbek havası
göbek odunu
göbek otu
göbek taşı
göbeklenme
göbeklenmek
göbekli
göbeksiz
göbel
göbelek
göbelez
göbüt
göce
göcen
göç
göç etmek (veya eylemek)
göçebe
göçebeleşme
göçebeleşmek
göçebelik
göçelge
göçer
göçeri
göçerkonar
göçerme
göçermek
göçertme
göçertmek
göçkün
göçme
göçmek
göçmen
göçmenleşme
göçmenleşmek
göçmenleştirme
göçmenleştirmek
göçmenlik
göçü
göçücü
göçük
göçüm
Göçüp gitmek
göçürme
göçürmek
göçürtme
göçürtmek
göçürücü
göçürülme
göçürülmek
göçüş
göçüşme
göden
göden bağırsağı
gödeş
göğe direk, denize kapak olmaz
göğe merdiven dayamış
göğem
göğsü daralmak (veya tıkanmak)
göğsü kabarmak
göğsünü gere gere
göğsünü kabartmak
göğsünü yırtmak
göğümsü
göğüs
göğüs bağır açık
göğüs boşluğu
göğüs cerrahisi
göğüs çaprazı
göğüs çukuru
göğüs darlığı
göğüs eti
göğüs geçirmek
göğüs germek
göğüs göğüse
göğüs hastalığı
göğüs ingini
göğüs kafesi
göğüs kemiği
göğüs kovuğu
göğüs sesi
göğüs tahtası
göğüs vermek
göğüsleme
göğüslemek
göğüslenme
göğüslenmek
göğüslü
göğüslüce
göğüslük
gök
gök ada
gök atlası
gök bilimci
gök bilimi
gök bilimsel
gök boylamı
gök cismi
gök delinmek
gök ekseni
gök eşleği
gök gözlü
gök gürlemesi
gök gürültüsü
gök kır
gök kubbe
gök kumu
gök kutbu
gök küresi
gök taşı
gök tırmalayıcı
gök yakut
gökçe
gökçe yazın
Gökçeada
gökçek
gökçül
gökdelen
gökdoğan
gökevi
gökgüvercin
gökkandil
gökkuşağı
gökkuzgun
gökkuzgungiller
gökkuzgunlar
gökkuzgunumsular
göklere çıkarmak
göklere çıkmak
gökmen
göksel
göksoğan
gökşin
gökte ararken yerde bulmak
gökten ne yağdı da yer kabul etmedi
gökten zembille mi indi
göktırmalayan
Göktürk
göktürk harfleri
Göktürkçe
gökyolu
gökyüzü
gökyüzü mavisi
gökyüzünde düğün var deseler kadınlar merdiven kurmaya kalkar
göl
göl ayağı
göl bilimi
göl kestanesi
göl olmak
gölalası
gölbaşı
gölcük
gölcül
göle
göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar
gölek
gölerme
gölermek
gölet
gölge
gölge balığı
gölge balığıgiller
gölge düşmek
gölge düşürmek
gölge etmek
gölge gibi
gölge olay
gölge olaycılık
gölge oyunu
gölge tiyatrosu
gölgecil
gölgede (veya gölgesinde) kalmak
gölgede bırakmak
gölgeleme
gölgelemek
gölgelendirme
gölgelendirmek
gölgelenme
gölgelenmek
gölgeleyici
gölgeleyiş
gölgeli
gölgeli resim
gölgelik
gölgesine sığınmak
gölgesine yatmak
gölgesiz
gölgesizlik
gölleme
göllemek
GÖLLENME
göllenmek
gölleşme
gölleşmek
göllük
gölük
gömeç
gömgök
gömleğinden (veya gömlekten) geçirmek
gömlek
gömlek değiştirmek
gömlek eskitmek
gömlekçi
gömlekçilik
gömlekli
gömleklik
gömlekliler
gömleksiz
gömme
gömme ayak
gömme balkon
gömme banyo
gömme dolap
gömme kilit
gömmek
gömü
gömük
gömüldürük
gömüleme
gömülemek
gömülme
gömülmek
gömültü
gömülü
gömülüş
GÖMÜŞ
gömüt
gömütlük
gön
gön yufka yerinden delinir
göncü
gönç
gönçlük
gönder
gönderge
gönderi
gönderici
gönderiliş
gönderilme
gönderilmek
gönderim
gönderiş
gönderli
gönderme
gönderme belgesi
göndermek
göndertme
göndertmek
gönen
gönenç
gönençli
gönendirici
gönendirilme
gönendirilmek
gönendirme
gönendirmek
gönenme
gönenmek
gönlü akmak
gönlü bol
gönlü bulanmak
gönlü çekmek
gönlü çelinmek
gönlü çökmek
gönlü dar
gönlü düşmek
gönlü gani
gönlü ile oynamak
gönlü istemek
gönlü kalmak
gönlü kanmak
gönlü kara
gönlü kaymak
gönlü kırılmak
gönlü olmak
gönlü razı olmamak
gönlü takılmak
gönlü tok
gönlü varmamak
gönlü yaralı
gönlü zengin
gönlün yazı var, kışı var
gönlünce
gönlünde kalmak
gönlünden geçirmek (veya geçmek)
gönlünden kopmak
gönlüne doğmak
gönlüne dokunmak
gönlüne girmek
gönlüne göre
gönlünü çalmak
gönlünü çelmek
gönlünü düşürmek
gönlünü eğlemek
gönlünü etmek (veya yapmak)
gönlünü hoş etmek
gönlünü kaptırmak
gönlünü karartmak
gönlünü pazara çıkarmak
gönlünü serin tutmak
gönlünü söndürmek
gönlünü yaralamak
gönlünün dümeni bozuk
gönül
gönül (veya gönlünü) almak
gönül açmak
gönül akıtmak
gönül avcısı
gönül avlamak
gönül avutmak
gönül bağı
gönül bağlamak
gönül belası
gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz
gönül birliği
gönül borcu
gönül borçlusu
gönül bulandırmak
gönül bulantısı
gönül çekmek
gönül çöküşü
gönül darlığı
gönül dilencisi
gönül eğlencesi
gönül eğlendirmek
gönül eri
gönül ferahlığı
gönül ferman dinlemez
gönül gezdirmek
gönül hoşluğu
gönül indirmek
gönül kırmak (veya yıkmak)
gönül kimi severse güzel odur
gönül kocamaz
gönül koymak
gönül maskarası
gönül meselesi
gönül okşamak
gönül okşayıcı
gönül rahatlığı
gönül rızası
gönül rızası ile
gönül tokluğu
gönül uğrusu
gönül var otluğa, gönül var bokluğa (konar)
gönül verme evliye, eve gider unutur
gönül vermek
gönül yakmak
gönül yarası
gönül yıkmak
gönüldaş
gönüldaşlık
gönülden çıkarmamak
gönülden gönle yol vardır
gönülden ırak olmak
gönüllendirme
gönüllendirmek
gönüllenme
gönüllenmek
gönüllü
gönüllü gönülsüz
gönüllüce
gönüllülük
gönülsüz
gönülsüz namaz göğe ağmaz
gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş
gönülsüzce
gönülsüzlük
gönye
gönyeleme
gönyelemek
gör (veya görürsün)
Gör bak
gördek
gördün deli, savul geri!
gördürme
gördürmek
gördürtme
gördürtmek
göre
görebilme
görebilmek
görece
görececilik
göreceği (veya göresi) gelmek
Göreceli
görecelik
Göreci
görecilik
göreli
görelik
görelilik
gören gözün hakkı vardır
görenek
görenekçi
görenekçilik
görenekli
göreneksel
göreneksiz
göreneksizlik
göresime
göresimek
görev
görev adamı
görev almak
görev bilmek (veya saymak veya addetmek)
görevcilik
görevdaş
Görevdaşlık
görevden (veya görevinden) almak
görevden (veya görevinden) ayrılmak
görevden (veya görevinden) uzaklaştırmak
görevlendirilme
görevlendirilmek
görevlendirme
görevlendirmek
görevlenme
görevlenmek
görevli
görevlilik
görevsel
görevsel dil bilimi
görevselcilik
görevsiz
görevsizlik
görevsizlik kararı
Göreyim seni
görgü
görgü fukarası
görgü kuralları
görgü tanığı
görgücü
görgücülük
görgül
görgülenme
görgülenmek
görgülü
görgülü kuşlar gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler?
görgülüce
görgüsüz
görgüsüzce
görgüsüzlük
görk
görkem
görkemli
görklü
görme
görme açısı
görme engelli
görme engellilik
görme gözesi
görme hücresi
görme!
görmece
görmediğe (veya görmemişe) dönmek
görmek
görmemezlik
görmemiş
görmemiş görmüş, güle güle ölmüş
görmemişin oğlu olmuş (çekmiş, çükünü koparmış)
görmemişlik
görmez
görmezden gelmek
görmezlik
görmezlikten gelmek
görmüş
Görmüş geçirmiş
görmüşlük
görmüşlük duygusu
görsel
görsel etkileme
görsel sanatlar
görsel-işitsel
görsel-işitsel çağrışım
görsel-işitsel eğitim
görsellik
görü
görücü
görücü gitmek
görücülük
görücüye çıkmak
görülme
görülmek
görülmemiş
görülmemişlik
görüm
görümce
görümcelik
görümcelik yapmak (veya etmek)
görümlük
görümsetme
görünebilmek
Görünen köy kılavuz istemez
görünen köyün uzağı olmaz
görünge
görüngü
görüngü bilimi
Görüngücü
görüngücülük
görünme
görünmek
görünmez
görünmez kaza
görünmez olmak
görünmezlik
görüntü
görüntüleme
görüntülemek
görüntülenme
görüntülenmek
görüntületme
görüntületmek
görüntüleyici
görüntülük
görüntüsel
görünüm
görünümlü
görünür
görünürde
görünürlerde
görünürlük
görünüş
görünüş almak
görünüşe aldanma
görünüşte
görünüşü kurtarmak
Görüp göreceği rahmet bu
Görüp gözetmek
görüş
görüş açısı
görüş ayrılığı
görüş bildirmek
görüş birliği
görüş birliği bulunmak
görüş birliği içinde olmak
görüş birliği sağlamak
görüş birliğine varmak
görüş sahibi
GÖRÜŞLÜ
görüşlülük
görüşme
görüşme yapmak
görüşmeci
görüşmecilik
görüşmek
görüşsüz
görüşsüzlük
görüştürme
görüştürmek
görüştürülme
görüştürülmek
görüşülme
görüşülmek
gösterebilme
Gösterebilmek
gösteren
gösterge
gösterge bilimi
Göstergeç
gösteri
gösteri adamı
gösteri yapmak
gösteri yürüyüşü
gösterici
göstericilik
gösterilen
gösteriliş
Gösterilme
gösterilmek
gösterim
gösterime girmek
gösteriş
gösteriş yapmak
gösterişçi
gösterişçilik
gösterişe kaçmak
gösterişli
gösterişlice
gösterişlilik
gösterişsiz
gösterişsizce
gösterişsizlik
gösterme
gösterme hakkı
gösterme parmağı
gösterme sıfatı
gösterme zamiri
gösterme zarfı
göstermeci
göstermecilik
göstermek
göstermelik
göstertme
göstertmek
göt
götten bacaklı
götün götün
GÖTÜRME
götürmek
götürtme
götürtmek
götürü
götürü iş
götürü pazarlık
götürü tur
götürücü
götürücülük
götürülme
götürülmek
götürüm
götürümlü
götürümsüz
götürüş
gövde
gövde gösterisi
gövdelenme
gövdelenmek
gövdeli
gövdesel
gövdesiz
gövdesizlik
gövdeye atmak (veya indirmek)
gövek
gövel
gövem
gövem eriği
göveri
göveriş
göverme
gövermek
göverti
GÖYME
göymek
göynücek
göynük
göynüme
göynümek
göyük
göz
göz (veya gözler) önüne sermek
göz (veya gözünün) kuyruğuyla bakmak
göz (veya gözünün) önünde olmak
göz (veya gözünün) önüne serilmek
göz (veya gözünün) ucuyla bakmak
göz açamamak
göz açıklığı
göz açıp kapayıncaya kadar
göz açtırmamak
göz akı
göz alabildiğine
göz alıcı
göz altı
göz altı kremi
göz ardı etmek
göz aşısı
göz aşinalığı
göz atmak
göz bağcı
göz bağcılık
göz bağı
göz bankası
göz banyosu
göz bebeği
göz bilimci
göz bilimi
göz boncuğu
göz boyamak
göz değmek
göz dikeği
göz dikmek
göz dişi
göz doktoru
göz doldurmak
göz doyurmak
göz emeği
göz erimi
göz etçiği
göz etmek
göz gezdirmek
göz gördüğünü ister
göz göre göre
göz görmeyince gönül katlanır
göz görür, gönül katlanır
göz göz
göz göz olmak
göz göze
göz göze gelmek
göz gözü görmemek
göz hakkı
göz hapsi
göz hapsine almak
göz kadehi
göz kamaştırıcı
göz kamaştırmak (veya almak)
göz kapağı
göz kararı
göz kaş süzmek
göz kesesi
göz kesilmek
göz kırpmadan
göz kırpmak
göz kırpmamak
göz koymak
göz kulak olmak
göz kuyruğu
göz memesi
göz merceği
göz nuru
göz nuru dökmek
göz önü
göz önünde
göz önünde tutmak (veya bulundurmak)
göz önüne almak
göz önüne getirmek
göz pencere
göz pınarı
göz sevdası
göz süzmek
göz taşı
göz ucuyla görmek
göz ucuyla süzmek
göz var, izan var
göz yıldırmak
göz yoklaması
göz yummak
göz yummamak
göz yuvarı
göz yuvası
göz zarı yangısı
gözaltı
gözaltına almak
gözaydın etmek
gözaydına gelmek
gözaydına gitmek
gözcü
gözcülük
gözcülük etmek
gözdağı
gözdağı vermek
gözde
gözdemiri
gözden (veya gözünden) düşmek
gözden (veya gözünden) kaçırmak
gözden (veya gözünden) kaçmak
gözden (veya gözünden) sürmeyi çalmak (veya çekmek)
gözden çıkarmak
gözden geçirmek
gözden gönülden çıkarmak
gözden ırak olan gönülden de ırak olur
gözden ırak tutmak
gözden ırak tutulmak
gözden kaybetmek
gözden kaybolmak
gözden nihan olmak
gözden uzak tutmak
gözden uzaklaşmak
göze
göze almak
göze batmak
göze bilimi
göze çarpmak
göze diken olmak
göze gelmek
göze girmek
göze görünmek
göze görünmemek
göze göz
göze yasak olmaz
göze yutarlığı
göze zarı
gözeler arası
gözeli
gözeme
gözemek
gözene
gözenek
gözenekli
gözeneklilik
gözeneksiz
gözeneksizlik
gözer
gözetici
gözeticilik
gözetilme
gözetilmek
gözetim
gözetime almak
gözetiş
gözetleme
gözetleme deliği
gözetlemek
gözetleniş
Gözetlenme
gözetlenmek
gözetletme
gözetletmek
gözetleyici
gözetleyicilik
gözetleyiş
gözetme
gözetmek
gözetmen
gözetmenlik
gözettirme
gözettirmek
gözevi
gözgü
gözle görülür, elle tutulur hale gelmek
gözle yemek
gözleği
gözlem
gözlem altına almak
gözlemci
gözlemcilik
gözleme
gözlemeci
gözlemecilik
gözlemek
gözlemevi
gözlemleme
gözlemlemek
GÖZLENME
gözlenmek
gözleri bayılmak
gözleri berraklaşmak
gözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)
gözleri çakmak çakmak (olmak)
gözleri çukura gitmek (veya kaçmak)
gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)
gözleri dönmek
gözleri evinden (veya yuvalarından) uğramak (veya fırlamak)
gözleri fıldır fıldır etmek
gözleri fıldır fıldır olmak
gözleri ışık içinde (olmak)
gözleri ışıklı (olmak)
gözleri kamaşmak
gözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak)
gözleri kapanmak
gözleri parlamak (veya parıldamak)
gözleri sulanmak
gözleri süzülmek
gözleri takılıp kalmak
gözleri velfecri okumak
gözleri yaşarmak
gözlerinden okumak
gözlerine inanamamak
gözlerine mil çekmek
gözlerini bayıltmak
gözlerini belertmek
gözlerini bitirmek
gözlerini devirmek
gözlerini fal taşı gibi açmak
gözlerini kaçırmak
gözlerinin içi gülmek
gözlerinin içine kadar kızarmak
gözletme
gözletmek
gözleyici
gözleyiş
gözlü
gözlük
gözlük takmak
gözlükçü
gözlükçülük
gözlüklü
gözlüklü yılan
gözlüksüz
gözlüye gizli yoktur
gözsüz
gözsüzlük
gözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmak
gözü (veya gözleri) açılmak
gözü (veya gözleri) kararmak
gözü (veya gözleri) kaymak (veya kaçmak)
gözü (veya gözleri) okşamak
gözü (veya gözleri) takılmak
gözü (veya gözleri) üstünde kalmak
gözü aç
gözü açık
gözü açık gitmek
gözü açık olmak
gözü açıklık
gözü açlık
gözü akmak
gözü alışmak
gözü almamak
gözü arkada kalmak
gözü bağlı
gözü bağlı olmak
gözü bağlılık
gözü bulanmak
gözü büyükte olmak
gözü çıkasıca
gözü dalmak
gözü değmek
gözü dışarıda
gözü doymak
gözü dönesi
gözü dönmek
gözü dumanlanmak
gözü dünyayı görmemek
gözü gibi sakınmak (veya saklamak veya esirgemek)
gözü gibi sevmek
gözü gitmek
gözü gönlü açılmak
gözü gönlü tok
gözü görmemek
gözü görmez olmak
gözü göz değil
gözü hiçbir şey görmemek
gözü ısırmak
gözü ilişmek
gözü kalmak
gözü kapalı
gözü kapalı olmak
gözü kapalılık
gözü kara
gözü kara çıkmak
gözü karalık
gözü keskin
gözü kesmek
gözü kesmemek
gözü kızmak
gözü korkmak
gözü kör olsun
gözü olmak
gözü olmamak
gözü önünde
gözü pek
gözü peklik
gözü sönmek
gözü su içmemek
gözü sulu
gözü sululuk
gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz
gözü tok
gözü tokluk
gözü toprağa bakmak
gözü tutmak
gözü uyku tutmamak
gözü yememek
gözü yılmak
gözü yolda
gözü yolda (veya yollarda) kalmak (veya olmak)
gözü yüksekte
gözü yüksekte (veya yükseklerde) olmak
gözükme
gözükmek
gözüm çıksın (veya kör olsun)
gözüm görmesin
gözüm!
gözümün nuru
gözün aydın!
gözünde
gözünde (veya gözlerinde) şimşek (veya şimşekler) çakmak
gözünde büyümek
gözünde büyütmek
gözünde olmamak
gözünde tütmek
gözünden (veya gözlerinden) uyku akmak
gözünden kıskanmak
gözüne (veya gözlerine) bakmak
gözüne batmak
gözüne çarpmak
gözüne diken olmak
gözüne dizine dursun
gözüne girmek
gözüne hiçbir şey görünmemek
gözüne ilişmek
gözüne karasu inmek
gözüne kestirmek
gözüne sokmak
gözüne uyku girmemek
gözünü (veya gözlerini) (bir şeye) dikmek
gözünü (veya gözlerini) açmak
gözünü (veya gözlerini) duman bürümek
gözünü (veya gözlerini) kan bürümek
gözünü (veya gözlerini) kapamak
gözünü (veya gözlerini) kırpmadan
gözünü (veya gözlerini) oymak
gözünü açmak
gözünü ağartmak
gözünü alamamak
gözünü almak
gözünü ayırmamak
gözünü bağlamak
gözünü bürümek
gözünü çıkarmak
gözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)
gözünü doyurmak
gözünü dört açmak
gözünü gözüne dikmek
gözünü hırs bürümek
gözünü karartmak
gözünü kin bürümek
gözünü korkutmak
gözünü sevdiğim
gözünü seveyim
gözünü toprak doyursun
gözünü üstünden ayırmamak
gözünü yıldırmak
gözünü yummak
gözünün (veya gözlerinin) içine bakmak
gözünün bebeği gibi sevmek
gözünün çapağını silmeden
gözünün içine baka baka
gözünün önünden geçmek
gözünün önünden gitmemek
gözünün önüne gelmek
gözünün üstünde kaşın var dememek
gözünün yaşına bakmamak
gözüyle (veya gözleriyle) tartmak
gözüyle görmek
gözyaşı
gözyaşı bezeleri
gözyaşı bezleri
gözyaşı kemiği
gözyaşı memesi
gözyaşı pınarı
gözyaşına boğulmak


Bilgi yarışması | Oyun | Firma bilgisi | Hastalık sitesi | Link sitesi | Rüya tabirleri
Ücretsiz program | Şifalı bitkiler | Tıp sözlüğü | Türkçe sözlük | Yemek tarifleri |

Kullanıcıların yorum ekleyebildikleri, kelime arayabildikleri geniş kapsamlı,
dizinler halinde 120.000 türkçe kelime içinde gezme ve arama
ayrıca anlam girebilme imkanı, geniş kapsamlı türkçe sözlük


©2005 birsozluk.com

1,171875E-02