YU_YZ/ TÜRKÇE SÖZLÜK - -
Ana sayfa

KELİME İNDEKSİ

YR_YU <-- YU_YZ --> ZA_ZD



yudum
yudum yudum
yudumlama
yudumlamak
yudumlanma
yudumlanmak
yudumlatma
yudumlatmak
yudumlayabilme
yudumlayabilmek
yuf
yuf borusu
yuf borusu çalmak
yuf borusu öttürmek
yuf ervahına
yufka
yufka açmak
yufka ekmeği
yufka kebabı
yufka yürekli
yufka yüreklilik
yufkacı
yufkacılık
yufkalık
Yugoslav
Yugoslavyalı
yuh
yuh çekmek
yuha
yuha çekmek
yuhalama
yuhalamak
yuhalanma
yuhalanmak
yuhalatma
yuhalatmak
yuhaya tutmak
yukaç
yukarı
yukarı mahalle
yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal
YUKARIDA
yukarıdan
yukarıdan almak
yukarıdan bakmak
yulaf
yulaf unu
yular
yuları birinin elinde olmak
yuları eksik
yuları ele vermek (veya kaptırmak)
yuları takmak
yuları teslim etmek
YUMA
yumabilme
yumabilmek
yumak
yumak yumak
yumaklama
yumaklamak
yumaklanma
yumaklanmak
yumdurma
yumdurmak
yumma
yummak
yumru
yumru köfte
yumru kök
yumru top
yumrucuk
yumruğuna güvenmek
yumruk
yumruk atmak (veya indirmek)
yumruk gibi
yumruk göstermek
yumruk hakkı
yumruk kadar
yumruk oyuncusu
yumruk oyunu
yumruk topu
yumruk yumruğa gelmek
yumruklama
yumruklamak
yumruklanma
yumruklanmak
yumruklaşma
yumruklaşmak
yumruklayabilme
yumruklayabilmek
yumrulanma
yumrulanmak
yumruluk
yumuk
yumuk gözlü
yumuklaşma
yumuklaşmak
yumulma
yumulmak
yumulu
yumurcak
yumurta
yumurta akı
yumurta hücresi
yumurta kapıya dayanmak (veya gelmek)
yumurta ökçe
yumurta sarısı
yumurta zarı
yumurtacı
yumurtacık
yumurtacılık
yumurtadan daha dün çıkmış
yumurtakökü
yumurtalık
yumurtaya kulp takmak
yumurtayı çalkamak
yumurtlama
yumurtlama mevsimi
yumurtlamak
yumurtlatma
yumurtlatmak
yumurtlayabilme
yumurtlayabilmek
yumurtlayanlar
yumuşacık
yumuşak
yumuşak ağızlı
yumuşak başlı
yumuşak buğday
yumuşak damak
yumuşak iniş
yumuşak karın
yumuşak su
yumuşak ünsüz
yumuşak yüzlü
yumuşak yüzlülük
yumuşakça
yumuşakçalar
yumuşaklaşma
yumuşaklaşmak
yumuşaklık
yumuşama
yumuşamak
yumuşatabilme
yumuşatabilmek
yumuşatıcı
yumuşatıcılık
yumuşatılma
yumuşatılmak
yumuşatış
yumuşatma
yumuşatmak
yumuşatmalık
yumuşayabilme
yumuşayabilmek
yuna
yunak
Yunan
Yunanca
Yunanistanlı
Yunanlı
yundusuz
yunma
yunmak
yunmuş arınmış (veya yıkanmış)
yunus
yunusgiller
yurdu
yurt
yurt bilgisi
yurt dışı
yurt edinmek (veya tutmak)
yurt içi
yurt özlemi
yurtlandırma
yurtlandırmak
yurtlanma
yurtlanmak
yurtluk
yurtsal
yurtsama
yurtsamak
yurtsever
yurtseverlik
yurtsuz
yurtsuzluk
yurttaş
yurttaşlık
yurttaşlık bilgisi
yurttaşlık hakları
yusufçuk
yusyumru
yusyuvarlak
yutabilme
yutabilmek
yutak
yutak iltihabı
yutar hücre
yutkunabilme
yutkunabilmek
yutkunma
yutkunmak
yutma
yutmak
yutturabilme
yutturabilmek
yutturma
yutturmaca
yutturmak
yutturulma
yutturulmak
yutulma
yutulmak
yutum
yutuverme
yutuvermek
yuva
yuva kavunu
yuva kurmak
yuva yapmak
yuvak
yuvalama
yuvalamak
yuvalanma
yuvalanmak
yuvalı
yuvar
yuvar yuvar
yuvarlacık
yuvarlak
yuvarlak ağızlılar
yuvarlak çekirdeksiz
yuvarlak hesap
yuvarlak konuşmak
yuvarlak masa
yuvarlak masa toplantısı
yuvarlak sayı
yuvarlak solucanlar
yuvarlak ünlü
yuvarlak vokal
yuvarlaklaşma
yuvarlaklaşmak
yuvarlaklaştırma
yuvarlaklaştırmak
yuvarlaklık
yuvarlama
yuvarlamak
yuvarlanabilme
yuvarlanabilmek
Yuvarlanan taş yosun tutmaz
yuvarlanıp gitmek
yuvarlanış
yuvarlanıverme
yuvarlanıvermek
yuvarlanma
yuvarlanmak
yuvarlatma
yuvarlatmak
yuvarlayabilme
yuvarlayabilmek
yuvarlayıverme
yuvarlayıvermek
yuvarölçer
yuvasını bozmak
yuvasını dağıtmak
yuvasını yapmak
yuvasını yıkmak
yuvaya dönüş
yuvayı yapan dişi kuştur
yuvayı yürütmek
yuvgu
yuvgulama
yuvgulamak
yüce
yücelik
yücelim
yüceliş
yücelme
yücelmek
yüceltilme
yüceltilmek
yüceltme
yüceltmek
yüğrük
yüğrük at yemini artırır
yük
yük altına girmek
yük arabası
yük asansörü
yük gemisi
yük hayvanı
yük katarı
yük odası
yük olmak
yük treni
yük vagonu
yük vurmak
yükçeker
yükçü
yükçülük
yüklem
yüklem birliği
yüklem grubu
yüklem öbeği
yükleme
yükleme boşaltma
yükleme durumu
yükleme hali
yüklemek
yüklenici
Yüklenicilik
yüklenilme
yüklenilmek
yüklenme
yüklenmek
yüklenti
yükletilme
yükletilmek
yükletme
yükletmek
yüklettirme
yüklettirmek
yükleyici
yükleyiş
yüklü
yüklüce
yüklük
yüklülük
yüksek
yüksek atlama
yüksek basınç
yüksek fırın
yüksek fiyat
yüksek gerilim
yüksek lisans
yüksek perdeden konuşmak
yüksek ses
yüksek sosyete
yüksek tabaka
yüksek tahsil
yüksek teknoloji
yüksek yaylak
yükseklerde dolaşmak
yükseklik
yükseklik korkusu
yükseklikölçer
yüksekokul
yükseköğrenim
yükseköğretim
yüksekten almak
yüksekten atmak
yüksekten bakmak
yüksekten konuşmak
yüksekten uçmak
yükselim
yükseliş
yükselme
yükselmek
yükselteç
yükseltgeme
yükseltgemek
yükseltgenme
yükseltgenmek
yükselti
yükseltilme
yükseltilmek
yükseltme
yükseltmek
yükselttirme
yükselttirmek
yüksük
yüksük kadar
yüksük kına
yüksük makarna
yüksük otu
yüksünme
yüksünmek
yüksünülme
yüksünülmek
Yüksüz
yükte hafif pahada ağır
yüküm
yükümlendirme
yükümlendirmek
yükümlenme
yükümlenmek
yükümlü
yükümlülük
yükün
yükündürme
yükündürmek
yükünme
yükünmek
yükünü almak
yükünü çekmek
yükünü tutmak
yülgü
yülük
yülüme
yülümek
yülünme
yülünmek
yün
yünlü
YÜNSÜZ
yüpürme
yüpürmek
yüregir
yüreğe işlemek
yüreği ağzına gelmek
yüreği ağzında
yüreği bayılmak
yüreği boğazına tıkanmak
yüreği bozulmak
yüreği burkulmak
yüreği cız etmek (veya cızlamak)
yüreği çarpmak
yüreği dar
yüreği daralmak
yüreği dayanmamak
yüreği delik
yüreği dolu
yüreği ezilmek
yüreği ferahlamak (veya hafiflemek)
yüreği geniş
yüreği götürmemek
yüreği göz göz olmak
yüreği hop etmek (veya hoplamak veya oynamak)
yüreği kabarmak
yüreği kaldırmamak
yüreği kalkmak
yüreği kan ağlamak
yüreği kanamak
yüreği kararmak
yüreği katı
yüreği katılmak
yüreği kaynamak
yüreği oynamak
yüreği parça parça olmak
yüreği parçalanmak
yüreği parlamak
yüreği pek
yüreği rahatlamak
yüreği serinlemek
yüreği sıkılmak
yüreği sıkışmak (veya tıkanmak)
yüreği sızlamak
yüreği soğumak
yüreği şişmek
yüreği temiz
yüreği titremek
yüreği tükenmek
yüreği ürpermek
yüreği yağ bağlamak
yüreği yanık
yüreği yanmak
yüreği yaralı
yüreği yarılmak
yüreği yerinden oynamak
yüreği yufka
yüreğinden geçmek
yüreğinden gelmek
yüreğine (bir şey) çökmek
yüreğine dert olmak
yüreğine dokunmak
yüreğine inmek
yüreğine işlemek
yüreğine kar yağmak
yüreğine kurt düşmek
yüreğine od (veya ateş) düşmek
yüreğine oturmak
yüreğine saplanmak
yüreğine sinmek
yüreğine su serpmek
yüreğini açmak
yüreğini ateş almak
yüreğini boşaltmak (veya dökmek)
yüreğini dağlamak
yüreğini eritmek (veya sızlatmak)
yüreğini hoplatmak (veya oynatmak veya kaldırmak)
yüreğini kemirmek
yüreğini pek tutmak
yüreğini serinletmek
yüreğini tüketmek
yüreğinin başı sızlamak
yüreğinin yağı (veya yağları) erimek
YÜREĞİR
yürek
yürek acısı
yürek ağrısı
yürek burkmak
yürek çarpıntısı
yürek darlığı
yürek karası
yürek paralamak
yürek selanik
yürek tüketmek
yürek vermek
yürek yarası
yüreklendirici
yüreklendirme
yüreklendirmek
yüreklenme
yüreklenmek
yürekler acısı
yürekli
yüreklilik
yüreklilik göstermek
yüreksi
yüreksiz
yüreksizce
yüreksizlik
yüreksizlik göstermek
yürekten
yürekten çağırmak
yürü ense tıraşını göreyim (veya görelim)
yürü!
Yürük
yürük aksak
yürük semai
yürüklük
yürüme
yürümek
yürünme
yürünmek
yürürçalar
yürürlüğe girmek
yürürlüğe konmak
yürürlük
yürürlükte bulunmak
yürürlükte kalmak
yürürlükte olmak
yürürlükten kaldırmak
yürürlükten kalkmak
yürütebilmek
yürüteç
yürüten
yürütme
yürütme gücü
yürütme kurulu
yürütmek
yürütmeyi durdurma
yürüttürme
yürüttürmek
yürütücü
yürütücülük
yürütülme
yürütülmek
yürütülüş
yürütüm
Yürüyen merdiven
yürüyüş
yürüyüş düzenlemek
yürüyüş kolu
yürüyüş yapmak
yürüyüşe çıkmak
yürüyüşe geçmek
yüsrü
yüz
yüz (veya yüzünün) akı ile çıkmak
yüz akı
yüz aklığı
yüz aklığı göstermek
yüz binlerce
yüz binlik
yüz bulmak
yüz bulunca astar istemek
yüz çevirmek
yüz etmek
yüz geri etmek
yüz görümlüğü
yüz göstermek
yüz havlusu
yüz kalıbı
yüz kaplama
yüz karası
yüz karası olmak
yüz kere
yüz kızartıcı
yüz kızartıcı suç
yüz kızartmak
yüz kızdırmak
yüz kireç gibi olmak (veya ağarmak)
yüz kiri
yüz ölçümü
yüz para
yüz sabunu
yüz surat davul derisi (veya mahkeme duvarı)
yüz sürmek
yüz takınmak
yüz tutmak
yüz verince astar istemek
yüz vermek
yüz vermemek
yüz yapmak
yüz yazısı
yüz yazmak
yüz yüzden utanır
yüz yüze
yüz yüze bakmak
yüz yüze gelmek
yüz yüze getirmek
yüz yüze kalmak
yüz yüze yaşamak
yüzbaşı
yüzbaşılık
yüzbeşlik
yüzbeyüz
yüzde
yüzde işareti
yüzde yüz
yüzdelik
yüzdürme
yüzdürmek
yüzdürülme
yüzdürülmek
yüze çıkmak
yüze duramamak
yüze gelmek
yüze gülmek
yüze gülücü
yüze soğurma
yüze vurmak
yüzer
yüzer ev
Yüzer havuz
yüzer top
yüzergezer
yüzerlik
yüzey
yüzey araştırması
yüzey bilimci
yüzey bilimi
yüzey şekilleri
yüzeyleşme
yüzeyleşmek
yüzeysel
yüzeyselleşme
yüzeyselleşmek
Yüzeyselleştirme
Yüzeyselleştirmek
yüzgeç
yüzgeç ayaklılar
yüzgeçli
yüzgöz
yüzgöz olmak
yüzleme
yüzlemece
yüzlemek
yüzlenme
yüzlenmek
yüzler
yüzlerce
yüzleşme
yüzleşmece
yüzleşmek
yüzleştirilme
yüzleştirilmek
yüzleştirme
yüzleştirmek
yüzlü
yüzlü yüzlü
yüzlük
yüzlük birimler bölüğü
yüzlülük
yüzme
yüzme havuzu
yüzme kesesi
yüzmek
yüznumara
yüzsuyu
yüzsuyu dökmek
yüzsüz
yüzsüz yüzsüz
yüzsüzce
yüzsüzleşme
yüzsüzleşmek
yüzsüzleştirilme
yüzsüzleştirilmek
yüzsüzleştirme
yüzsüzleştirmek
yüzsüzlük
yüzü açılmak
yüzü ak
yüzü ak olsun
yüzü asık
yüzü asılmak
yüzü düşmek
yüzü görmek
yüzü görmemek
yüzü gözü açılmak
yüzü gülmek
yüzü kağıt gibi olmak
yüzü kalmamak
yüzü kara
yüzü karışmak (veya allak bullak olmak veya alabora olmak)
yüzü kasap süngeriyle silinmiş
yüzü kızarmak
yüzü kireç gibi olmak (veya ağarmak)
yüzü kireç kesilmek
yüzü olmamak
yüzü pek
yüzü sararmak
yüzü seçilmemek
yüzü sıcak
yüzü soğuk
yüzü suyu hürmetine
yüzü suyuna
yüzü tutmamak
yüzü yazılı kalmak
yüzü yerde
yüzü yere gelmek (veya geçmek)
yüzü yok
yüzü yumuşak
yüzücü
yüzücülük
yüzüğü geriye çevirmek
yüzük
yüzük oyunu
yüzük parmağı
yüzük takmak
yüzükoyun
yüzülme
yüzülmek
yüzüncü
yüzünden
yüzünden akmak
yüzünden düşen bin parça olmak
yüzünden kan damlamak
yüzünden okumak
yüzüne bağırmak
yüzüne bakamaz olmak
yüzüne bakılacak gibi
yüzüne bakılır
yüzüne bakılmaz
yüzüne bakmamak
yüzüne bakmaya kıyamamak
yüzüne bakmaya kıyılmaz
yüzüne bir daha bakmamak
yüzüne duramamak
yüzüne gözüne bulaştırmak
yüzüne gülmek
yüzüne hasret kalmak
yüzüne kan gelmek
yüzüne kapanmak
yüzüne karşı
yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır
yüzüne vurmak (veya çarpmak)
yüzüne yazmak
yüzünü ağartmak
yüzünü buruşturmak (veya ekşitmek)
yüzünü duvara yapıştırmak
yüzünü gören cennetlik
yüzünü görmemek
yüzünü gözünü açmak
yüzünü güldürmek
yüzünü kara çıkarmak
yüzünü karartmak
yüzünü kızartmak
yüzünü kızartmak (veya kızdırmak)
yüzünü şeytan görsün
yüzünü unutmak
yüzünü yere getirmek (veya geçirmek)
yüzünün derisi kalın
yüzünün derisi yere geçmek
yüzünüze güller
Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek
yüzüstü
yüzüstü bırakmak
yüzüstü kalmak
yüzüş
yüzyıl
yüzyıllarca
yüzyıllık


Bilgi yarışması | Oyun | Firma bilgisi | Hastalık sitesi | Link sitesi | Rüya tabirleri
Ücretsiz program | Şifalı bitkiler | Tıp sözlüğü | Türkçe sözlük | Yemek tarifleri |

Kullanıcıların yorum ekleyebildikleri, kelime arayabildikleri geniş kapsamlı,
dizinler halinde 120.000 türkçe kelime içinde gezme ve arama
ayrıca anlam girebilme imkanı, geniş kapsamlı türkçe sözlük


©2005 birsozluk.com

0,0078125