bir TÜRKÇE SÖZLÜK - BIR - bir
Ana sayfa


bir
  • SÖZLÜK ANLAMI

  • Sayıların ilki.

    Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

    sıfat Aynı, benzer:
    "Hep biriz, ayrılmayız."- .

    sıfat Bu sayı kadar olan:
    "Bir kalem."- .

    sıfat Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı):
    "Aydınlık bir odada, iki duvarın kesiştiği köşede zayıf, yaşlı bir adam yatıyordu."- A. Kutlu.

    sıfat Tek:
    "Allah tektir ve birdir, amenna!"- A. Kabaklı.

    sıfat Eş, aynı, bir boyda:
    "Bu kalemlerin ikisi birdir, hangisini isterseniz alınız."- .

    sıfat Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek:
    "Bizim kesemiz birdir."- .

    sıfat Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

    zarf Bir kez:
    "Bir ona, bir sana, bir de bana baktı."- .

    zarf Sadece:
    "Her şey bitti, bir bu kaldı."- .

    zarf Ancak, yalnız:
    "Bunu bir sen yapabilirsin."- .

    Sayıların ilki.

    Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

    sıfat Aynı, benzer:
    "Hep biriz, ayrılmayız."- .

    sıfat Bu sayı kadar olan:
    "Bir kalem."- .

    sıfat Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı):
    "Aydınlık bir odada, iki duvarın kesiştiği köşede zayıf, yaşlı bir adam yatıyordu."- A. Kutlu.

    sıfat Tek:
    "Allah tektir ve birdir, amenna!"- A. Kabaklı.

    sıfat Eş, aynı, bir boyda:
    "Bu kalemlerin ikisi birdir, hangisini isterseniz alınız."- .

    sıfat Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek:
    "Bizim kesemiz birdir."- .

    sıfat Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

    zarf Bir kez:
    "Bir ona, bir sana, bir de bana baktı."- .

    zarf Sadece:
    "Her şey bitti, bir bu kaldı."- .

    zarf Ancak, yalnız:
    "Bunu bir sen yapabilirsin."- .

    "bir" nasıl hecelerine ayrılır
    bir



    İlgili Kelimeler

    ... damgasını vurmak
    ... duygusu uyandırmak
    ... düşkünü
    ... elinden çıkmak
    ... meraklısı
    ...-inde değil
    abandırmak
    abanmak
    abartabilmek
    abartı
    abartmak
    abdala malum olur
    abla
    abone
    abone etmek
    abone olmak
    abonman
    aborda
    aborda etmek
    aborda olmak
    abra
    aceleye gelmek
    aceleye getirmek
    acemi
    acente
    acı marul
    acındırmak
    acısı çıkmak
    acısı içine (veya yüreğine) çökmek (veya işlemek)
    acısına dayanamamak
    acısını bağrına (veya içine) basmak (veya gömmek)
    acısını görmek
    acyo
    açgözlülük etmek
    açı
    açığa almak
    açığını aramak
    AÇIK
    açık artırma
    açık devre
    açık olmak
    açık sayım
    açık tutmak
    açıklamak
    Açıklamalı
    açıklayıcı
    açıklığa kavuşturmak
    açıklık
    açıklık getirmek
    açıklık kazanmak
    açıklıkölçer
    açıkta bırakmak
    açıkta kalmak (veya olmak)
    açıktan
    açıktan almak
    açıktan para almak
    açılım
    açılış töreni
    açılma
    açımlamak
    açımlayıcı
    açındırmak
    açınım
    açınsamak
    açıortay
    açış konuşması
    açıt
    açkı
    açlık sınırı
    açma
    açmak
    açmaz düğümü
    ad
    ad kökü
    adak adamak
    adaletine sığınmak
    adam
    adam adama
    adam etmek
    adam hesabına koymak
    adam içine karışmak
    adam kullanmak
    adam sen de!
    adamak
    adamdan saymak
    ADAMI
    adaptör
    aday
    aday göstermek
    adaylığını koymak
    adaylık
    adet edinmek
    adet olmak
    adı bile okunmamak
    adı kalmak
    adı sanı
    adım
    adım (veya adımını) atmak
    adım adım izlemek
    adımbaşı
    adımını attırmamak
    adımlamak
    ADINA
    adını ...-ye çıkarmak
    adını ağzına abdestle almak
    adını anmak
    adını taşımak
    adını vermek
    adi defter
    adi palanga
    adli sicil
    adli zabıta
    adres
    af
    af çıkarmak
    afaki
    affedersin (veya affedersiniz)
    affettuoso
    affını dilemek (veya istemek)
    afi kesmek (veya satmak veya yapmak)
    afiş
    afişe olmak
    afyonlamak
    ağababa
    ağabeylik etmek (veya yapmak)
    ağaç olmak
    ağaçlandırabilmek
    ağaçlandırmak
    ağılamak
    ağır basmak
    ağır yara
    ağır yara almak
    ağırdan almak
    ağırlaştırmak
    ağırlık merkezi
    ağırlık olmak
    ağırsamak
    ağız
    ağız alışkanlığı
    ağız bağı
    ağız birliği
    ağız birliği etmek
    ağız dolusu
    ağız kalabalığı
    ağız kalabalığına getirmek
    ağız kokusu
    ağız tatsızlığı
    ağız yapmak
    ağızda sakız gibi çiğnemek
    ağızdan ağıza dolaşmak (veya geçmek)
    ağızlamak
    ağızlık
    ağlamak
    ağlaşmak
    ağzı kalabalık
    ağzı kara
    ağzı oynamak
    ağzı yanmak
    ağzına ... koymamak
    ağzına bir kemik atmak
    ağzına bir parmak bal çalmak
    ağzına burnuna bulaştırmak
    ağzına layık
    ağzına sağlık
    ağzına sıçmak
    ağzına sürmemek
    ağzına takılmak
    ağzına volta almak
    ağzına yüzüne bulaştırmak
    ağzında yaş kalmamak
    ağzından
    ağzından çıkmak
    ağzından kapmak
    ağzından lokmasını almak
    ağzını bağlamak
    ağzını dilini bağlamak
    ağzını kullanmak (veya satmak)
    ağzını tutmak
    ağzının kahyası olmak
    ağzının kaşığı (veya kalıbı veya lokması) olmamak
    ağzının kokusunu çekmek
    ağzının tadı bozulmak (veya kaçmak)
    ağzının tadını kaçırmak
    ah almak
    ahali
    ahdetmek
    ahı tutmak
    ahıra çekmek
    ahkam yürütmek
    ahlak
    ahlaklılık
    ahlat
    ahmak yerine koymak
    ahmakça
    ahmaklaşmak
    aidat
    aile
    aile doktoru
    ait olmak
    ajan
    akaç
    akaçlamak
    akait
    akarsu santrali
    akciğer lopçuğu
    akçalamak
    akıbet
    akıbetine uğramak
    akıcılık ölçeği
    akıl akıl, gel çengele takıl
    akıl danışmak
    akıl durdurmak
    akıl hocalığı taslamak
    akıl hocalığı yapmak
    akıl hocası
    akıl öğretmek
    akıl sır ermemek
    akılsallaştırmak
    akım ölçümü
    akımölçer
    akıntıölçer
    akıntıya kapılmak
    AKIŞMA
    akis
    akis uyandırmak
    akla karayı seçmek
    aklan
    aklı almamak
    aklı bir yerde olmak
    aklı kesmek
    aklı sonradan gelmek
    aklına gelmek
    aklına koymak
    aklına sığdırmak
    aklından geçirmek
    aklını (bir şeyle) bozmak
    aklını başından almak
    aklını karıştırmak
    akmak
    akompanyatör
    akont
    akort
    akortsuz
    akraba
    aksakal
    aksamak
    aksan
    aksanı bozuk
    aksatmak
    aksesuar
    aksetmek
    Aksırtmak
    aksilik
    aksiyon
    aktarma
    aktarma yapmak
    aktarmak
    aktavşan
    aktif
    aktif taşıma
    AKVA
    Al gülüm ver gülüm
    alabora
    alaca
    alacağı olmak
    alacağına saymak (veya tutmak)
    alacak
    alacaklı
    alacaklı olmak
    alafranga saat
    alakalanmak
    alan
    alan araştırması
    alan denetimi
    alan koruması
    alarm
    alaşım
    alavere
    alay
    alay etmek
    alaybozan
    alazlamak
    albümin işeme
    alçı kalıp
    aldanmak
    aldatmak
    aldırmaz
    alegori
    alerji
    alet
    alet edevat
    alet etmek
    aletli jimnastik
    aleyh
    aleyhinde olmak
    aleyhine olmak
    aleyhtarlık
    alfabe
    alfabe dışı
    algı
    algılamak
    algın
    alıkoymak
    alın
    alınmak
    alıntı
    alıntılamak
    Alıp vereceği olmamak
    alış fiyatı
    alışılmak
    alışkanlık
    alışkanlık edinmek
    alışkanlık haline getirmek
    alışkın
    alışmak
    alıştırma
    alışverişi kesmek
    alkış
    alkış kopmak
    alkışlamak
    alkol
    allah (binbir) bereket versin
    Allah belasını versin
    allah bir
    Allah bir dediğinden başka sözüne inanılmaz
    Allah canını alsın
    Allah eksik etmesin
    allah hoşnut olsun
    allah kavuştursun
    allah kuru iftiradan saklasın
    allah selamet versin
    allah sonunu hayır etsin
    allah utandırmasın
    allah vermesin
    allah!
    allak bullak etmek
    alma
    almaç
    almak
    almaş
    alnına kara sürmek
    alnında yazılmış olmak
    alt
    alt alta
    alt alta üst üste
    alt cins
    alt familya
    alt kat
    alt sınıf
    alt şube
    alt takım
    alt tür
    altı okka etmek
    altın çağı
    altın suyu
    altınbeşik
    altından kalkamamak
    altını çizmek
    altını üstüne getirmek
    altmışdörtlük
    altyapı
    ama
    amabile
    amaç
    amaç edinmek
    amaç gütmek
    amaçlamak
    amaçlı
    aman
    amasya elması
    amatör
    ambargo
    ambargo koymak
    amcalık etmek
    amel
    AMENTÜ
    amino asit
    amipler
    amir
    AMOR
    amorti
    amorti etmek
    amper saat
    ampütasyon
    ana duvar
    ana fikir
    ana kadın
    ana kapı
    ana kent
    ana kitap
    ana kuyu
    ana motif
    ana ortaklık
    ana vatan
    ana yapı
    ANAGRAM
    anahtar
    anahtar kelime
    anahtar uydurmak
    anam avradım olsun
    anamal
    anan yahşi, baban yahşi
    ananasgiller
    anasına avradına sövmek
    anasından emdiği süt burnundan (fitil fitil) gelmek
    anasından emdiği sütü burnundan getirmek
    anasını ağlatmak
    anasının nikahını istemek
    anatomi
    anayasa
    anca beraber, kanca beraber
    andız otu
    anevrizma
    angarya
    angarya (veya angaryasını) çekmek
    angaryaya koşmak
    anımsatmak
    anıştırmak
    ankastre
    anket yapmak
    anlam
    anlam çıkarmak
    anlama
    anlamak
    anlamazlık
    anlamazlıktan (veya anlamazlığa) gelmek (veya vurmak)
    anlamına gelmek
    anlaşmaya varmak
    anlaşmazlık çıkmak
    anlata anlata bitirememek
    anlatım
    anlatmak
    anlattırmak
    Anlayıp dinlemek
    anlayış
    anma gerilim
    anma töreni
    anmak
    anons etmek
    ant içmek
    ant olsun
    antefleksiyon
    antifriz
    anzak
    apaçıklık
    apartman
    aplikasyon
    apoletleri sökülmek
    apse yapmak
    aptalca
    aptallığa vurmak
    ar yılı değil, kar yılı
    ara
    ara bulucu
    ara cümle
    ara kararı
    aracı koymak
    aracılık etmek
    araç
    aradan çıkarmak
    ARAKİYE
    aralanmak
    aralarından kara kedi geçmek
    aralarından su sızmamak
    aralık
    aralıklı
    aralıksız
    arama yapmak
    aramak
    arapsaçı
    arasını (veya aralarını) bulmak
    araştırma geliştirme
    araştırmak
    araya almak
    araya girmek
    araya koymak
    arayıcı
    arayıcı fişeği
    arayıp sormak
    ardıl
    ardılmak
    ardından sapan taşı yetişmez
    ardışık
    ardışık görüntü
    ardışık olgular
    ardışık sayılar
    ARGÜMAN
    arı kovanı gibi işlemek
    arılamak
    arıza
    arifeyi gösterip bayramı göstermemek
    aritmetik orta
    arka
    arka arkaya
    arka arkaya vermek
    arka bulmak
    arka çıkmak
    arka müziği
    arka yüz
    arkabahçe
    arkada bırakmak
    arkada kalanlar (veya arkadakiler)
    arkadan vurmak
    arkadaş
    arkadaş olmak
    arkadaşlık etmek
    arkalamak
    arkasına düşmek (veya takılmak)
    arkasında dolaşmak (veya gezmek)
    arkasından atlı kovalamak
    arkasından koşmak
    arkasından zil takıp oynamak
    arkasını (birine) vermek
    arkasını almak
    arkasını dayamak
    arkasını sağlama almak
    arkoz
    arma
    armağan
    armağan etmek
    ARMATÜR
    armut piş ağzıma düş!
    arpa suyu
    arpalık etmek (veya yapmak)
    arpej
    art
    art düşünce
    art elden
    artı güç
    artık
    artırım
    artırmak
    arzu duymak
    as
    asalak
    asalaksavar
    asalet
    asaleten
    asaleten atamak
    asaleten atanmak
    asayiş
    ASETATLI
    aseton
    asıda olmak (veya kalmak)
    asıl
    asıl nüsha
    asılanmak
    asıllı
    asılmak
    asıntı
    asitölçer
    asker çıkarmak
    askercilik
    askerî ambargo
    askerî ataşe
    askerîleşmek
    askerîleştirmek
    askıda kalmak
    askıya almak
    aslankulağı
    asli
    asmak
    asorti
    assolist
    ast
    astarı yüzünden pahalı olmak (veya pahalıya gelmek)
    astarya
    aşağı
    aşağı (falan) yukarı
    aşağı yukarı
    aşağı yukarı yürümek
    aşağısamak
    aşama
    aşçıbaşı
    aşı
    aşığa bağdat sorulmaz
    aşık
    aşık etmek
    aşıktaş
    aşılamak
    aşındırmak
    aşınmak
    aşırı
    aşırma kayış
    aşırmacılık
    aşinalık
    AŞİR
    aşka gelmek
    aşkıncılık
    ata et, ite ot vermek
    atamak
    atanmak
    ataşe
    ateş bacayı (veya saçağı) sarmak
    ateşe vermek
    ateşe vurmak
    ateşine yanmak
    ateşle barut bir yerde durmaz
    ateşler içinde yanmak
    atfetmek
    atılmak
    atıp (veya atmak) tutmak
    atladı geçti genç osman!
    atlama taşı
    atlamak
    atlas
    atmak
    atom
    atom sayısı
    atölye resmi
    attığı tırnak kadar olamamak
    av
    avadanlık
    avanta
    avara
    avare etmek
    avarya
    avcı
    avlamak
    avlu
    avucunun içi gibi bilmek
    avucunun içine almak
    avuç dolusu
    avunmak
    avutmak
    ay
    ayağı (veya ayakları) suya ermek
    ayağı alışmak
    ayağı yerden kesilmek
    ayağına bağ olmak
    ayağına çabuk
    ayağına çelme takmak
    ayağına geçirmek
    ayağına ip takmak
    ayağını (veya ayaklarını) sürümek
    ayağını kaydırmak
    ayağını kesmek
    ayağını tek almak
    ayağının altına karpuz kabuğu koymak
    ayağının türabı olmak
    ayak
    ayak atmamak
    ayak bağı
    ayak bağı olmak
    ayak basmak
    ayak basmamak
    ayak diremek
    ayak işi
    ayak teri
    ayak yapmak
    ayakaltında dolaşmak
    ayakbastı
    ayakçı
    ayakları geri geri gitmek
    ayaklarını yerden kesmek
    ayaklı
    ayaklık
    ayakta tutmak
    ayar
    ayar etmek
    ayarlamak
    ayartmak
    ayçiçeği
    aydınlanma
    aydınlanmak
    aydınlatıcı
    aydınlatmak
    aydınlık
    aydınlıkölçer
    aygıt
    ayıbını yüzüne vurmak
    Ayıkla pirincin taşını!
    ayıklamak
    ayılıp bayılmak
    ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne
    ayırmaç
    ayırmak
    ayırt etmek
    ayırtaç
    aylanmak
    aylığına
    aylık
    aylık almak
    ayna
    aynısefa
    ayranım budur, yarısı sudur
    ayrı ayrı
    ayrı düşmek
    ayrı seçi yapmak
    ayrıcalık tanımak (veya göstermek)
    ayrılık
    ayrılışmak
    ayrılma
    ayrılmak
    ayrım
    ayrımlaşma
    ayrımsamak
    ayrıntı
    ayrıntıya inmek
    ayrısı gayrısı olmamak
    ayrışık
    ayrışmak
    ayrıştırıcı
    az buçuk
    az buz olmamak
    az çok
    az değil!
    az kaldı (veya kalsın)
    azımsamak
    azınlık
    azınlıkta kalmak
    azim
    azletmek
    azmetmek
    azmettirmek
    aznif
    azotölçer
    baba
    baba tatlısı
    babam sağ olsun
    babam!
    babasının (veya babalarının) çiftliği
    babasız oğlan doğurmak
    babayiğit
    baca kaşı
    bacağına geçirmek
    bacak bacak üstüne atmak
    bacı
    badat
    badire
    bağ
    bağdamak
    bağdaşık
    bağıl değer
    bağıl nem
    bağım
    bağımlamak
    bağımlaşmak
    bağımlı
    bağıntı
    bağırtmak
    bağışlamak
    bağıtçı
    bağlam
    bağlamak
    bağlamsal anlam
    bağlanmak
    bağlaşım
    bağlaşmak
    bağlı
    bağlılaşık
    bağlılık
    bağnazlık
    bağrına basmak
    bağrışmak
    bahane
    bahane aramak
    bahane bulmak
    bahçıvan
    bahis
    bahriye
    bahsetmek
    bahsi geçmek
    bahsi kapamak
    bahtı açık olmak
    bakıcı
    bakım
    bakış açısı
    baki
    baki kalmak
    bakkala bırakma!
    bakla
    baklava börek
    bakmak
    baksana! (veya baksanıza!)
    bal dök de yala
    balık baştan kokar
    balıklama
    balkon
    balsıra
    baltalamak
    baltalık
    baltası kütükten çıkmak
    bana da ... demesinler
    banda almak
    bandıra
    bant doldurmak
    barak
    barbarizm
    bardacık
    baret
    barınmak
    barikat
    baro
    barograf
    basamak
    basamak yapmak
    basarna
    basıklık
    basınç
    basınç yapmak
    Basıp gitmek
    baskı
    baskı grubu
    baskı yapmak
    baskılık
    baskına uğramak
    basmak
    bastırmak
    bastika
    baş
    baş bağlamak
    baş başa
    baş başa bırakmak
    baş başa kalmak
    baş başa olmak
    baş çevirtmek
    baş edebilmek
    baş koşmak
    baş koymak
    baş yemek
    başa baş
    başa baş noktası
    başa çıkmak
    başarı
    başarmak
    başat karakter
    başbayi
    başdizgici
    başhekim
    başhemşire
    başı bağlanmak
    başı hoş olmamak
    başı üstünde yeri olmak
    başıboş
    başına bela almak
    başına çalmak
    başına çalsın!
    başına çıkmak
    başına çorap örmek
    başına dert açmak
    başına dikilmek
    başına dikmek
    başına geçirmek
    başına geçmek
    başına gelmek
    başına oturmak
    başına sarmak
    başında
    başından savmak
    başını ağrıtmak
    başını alamamak
    başını bağlamak
    başını belaya sokmak
    başını bir yere bağlamak
    başını ezmek
    başını gözünü yarmak
    başını kaldırmamak (veya kaldıramamak)
    başını nara yakmak
    başını ortaya koymak
    başının altından çıkmak
    başimam
    başkahraman
    başkalaşım
    başkaldırı
    başkan
    başkanlık etmek
    başkatip
    başkent
    başköşe
    başlamak
    başlangıç
    başlangıç noktası
    başlangıç tutmak (veya almak)
    başlatıcı
    başlatmak
    başlayıcı
    başlık
    başlık atmak (veya koymak)
    başmüezzin
    başoyuncu
    başpehlivan
    başta (veya başında) bulunmak
    baştan savmacı
    baştan savmacılık
    başüstüne
    başvurmak
    başvurucu
    başyardımcı
    başyazar
    başyönetmen
    başyukarı
    batarya
    batarya ateşi
    batırmak
    batma
    batmak
    bayındırlaştırmak
    bayilik
    bayrak
    bayrak açmak
    bayraktarlığını yapmak
    bayramlaşmak
    baz
    baz yük
    bazı
    BAZISI
    bazik
    bazlaşma
    becermek
    bedahet
    beddua
    bedduasını almak
    bedel
    beğenmeyen kızını (veya küçük kızını) vermesin
    bekçi
    bekleme yeri
    beklemek
    beklenmedik
    beklenmezlik fiili
    beklenti
    bekleşmek
    bel bağlamak
    bel evladı
    bel kemiği
    bela kesilmek
    bela okumak
    belagat
    beledi
    beleşe konmak
    belge
    Belgegeçerlemek
    belgeleme
    belgelemek
    belgi
    belgit
    belinden gelmek
    belini kırmak
    belinlemek
    belirlemek
    belirlenim
    belirmek
    belirti
    belirtke
    belirtke tablosu
    belirtken
    belirtme sıfatı
    bellek
    belsoğukluğuna uğratmak
    bemol
    ben
    BENDEN
    benimsemek
    benimsetmek
    benlik
    benmari
    bent
    benzeş
    benzeşmek
    benzeşmezlik
    benzetme
    benzetmek
    benzin
    benzinlemek
    beraber
    beraberce
    beraberlik
    berat
    bere
    bereket versin
    besi
    besleme basıncı
    besleme gerilimi
    beslemek
    besmele çekmek
    beste
    beste yapmak (veya bağlamak)
    beşik
    beşinci kol
    beşlemek
    betim
    betimlemek
    betimsel dil bilgisi
    beyan
    beyanname
    beyaz kitap
    beyaz sayfa açmak
    beyin
    beyin gücü
    beyin takımı
    beylik
    beyyine
    bezek
    bezirganbaşı
    bıçak
    bıçak atmak
    bıçak gibi kesmek
    bıçak silmek
    bıkkınlık vermek
    bırakmak
    bıyığını silmek
    bıyık altından gülmek
    biat
    biat etmek
    biçem bilimi
    biçim
    biçim vermek (veya biçime sokmak)
    biçimlendirilmek
    biçimlendirmek
    biçimlenmek
    biçimselleştirmek
    bilanço
    Bildiğini yedi mahalle bilmez
    bildik çıkmak
    bildirişmek
    bile
    bilenmek
    bileşen
    bileşik
    bileşik kap
    bileşik kaplar
    bileşim
    bileşke
    bilgi edinmek
    bilgilendirme
    bilgilendirmek
    bilinç
    bilişmek
    bilme
    bilmece
    bilmek
    bilmezlemek
    bilmezlikten gelme
    bilmukabele
    bilvasıta
    bin dereden su getirmek
    bin kalıba girmek
    bin tarakta bezi olmak
    bin türlü
    bina etmek
    bindirme
    bindirmek
    binmek
    bir alay
    bir an evvel
    bir aralık
    bir araya gelmek
    bir atımlık barutu olmak (veya kalmak)
    bir avuç
    bir ayak evvel
    bir ayak önce
    bir baştan (veya uçtan) bir başa (veya uca)
    bir bir
    bir boy
    bir boydan bir boya
    bir çift
    bir çöplükte iki horoz ötmez
    bir defa
    bir defacık
    bir defalık
    bir derece
    bir dereceye kadar
    bir dolu
    bir düşüncedir (veya düşünce) almak
    bir elden
    bir elmanın yarısı o, yarısı bu
    bir fende kazık kakmak (veya çakmak)
    bir gömlek aşağı
    bir gömlek fazla eskitmiş olmak
    bir gözeli
    bir gün evvel
    bir gün önce
    bir hal olmak
    bir hamlede
    bir hoşluk
    bir iki
    bir ilke imza atmak
    bir işaretine bakmak
    bir kalem
    bir kaşık suda boğmak
    bir kere
    bir kerecik
    bir kerelik
    bir kıza dünür düşmek
    bir köroğlu, bir ayvaz
    bir milyonluk
    bir müddet
    bir nefes
    bir nevi
    bir nice
    bir numaralı
    bir olmak
    bir ölçüde
    bir parça
    bir pula satmak
    bir sözünü (veya dediğini) iki etmemek
    bir şey sanmak
    bir tahtada
    bir tane
    bir taşla iki kuş vurmak
    bir tek atmak
    bir varmış bir yokmuş
    bir yakadan baş çıkarmak
    bir yana dünya bir yana
    bir yanda
    bir yandan
    bir yığın
    bir yol
    bir yol tutturmak
    bir yudum
    bira bardağı
    biracı
    biracılık
    biraderlik
    birahaneci
    birahanecilik
    BİRALIK
    biraz
    birbiri için yaratılmış olmak
    birbirini tutmaz
    birbirinin ağzına girmek
    birbirinin ağzına tükürmek
    birden
    bire beş katmak
    birer
    bireşimli
    birey
    bireyci
    bireycilik
    bireyleşebilme
    bireyleşebilmek
    bireyleştirme
    bireyleştirmek
    bireylik
    bireysel
    bireysel emeklilik
    bireyselleşme
    bireyselleşmek
    bireyselleştirilme
    bireyselleştirilmek
    bireyselleştirme
    bireyselleştirmek
    bireysellik
    biri
    biriciklik
    birikebilme
    birikebilmek
    birikim
    birikimcilik
    birikinti
    birikiş
    birikişme
    birikişmek
    birikiverme
    birikmek
    biriktirebilme
    biriktirebilmek
    biriktirilebilme
    biriktirilebilmek
    biriktirilme
    biriktirilmek
    biriktirim
    biriktiriş
    biriktirme
    biriktirmek
    birim
    birimler bölüğü
    birincasıf
    birinci
    birinci gelmek (veya çıkmak)
    birinci kemancı
    birinci zabitlik
    birincilik
    birleme
    birlemek
    birlenme
    birleşebilme
    birleşebilmek
    birleşen
    birleşik
    birleşik ad
    birleşik cümle
    birleşik isim
    birleşik tümce
    birleşilebilme
    birleşilebilmek
    birleşilme
    birleşilmek
    birleşim
    birleşiverme
    birleşme
    birleştirebilme
    birleştirebilmek
    birleştirici
    birleştiricilik
    birleştirilebilme
    birleştirilebilmek
    birleştiriliş
    birleştirilme
    birleştirilmek
    birleştiriş
    birleştiriverme
    birleştirme
    birleştirmek
    birli
    birlik
    birlik olmak
    birlikte
    birlikte yaşama
    birliktelik
    biryancı
    bismillah demek
    bit yeniği
    bitirme fiili
    bitirmiş
    bitişik
    bitişmek
    bitki örtüsü
    bitmek tükenmek bilmemek
    Bitmişi
    bitter
    biyotit
    blok
    blok inşaat
    blokaj
    blum
    bobinaj
    boca etmek
    bocalamak
    bodrum
    bodrum katı
    boğazkesen
    boğazlaşmak
    boğmak
    boğumlanmak
    boğuntu
    boğuntuya getirmek
    boğuşmak
    bohçalamak
    bok atmak
    bok etmek (veya bokunu çıkarmak)
    bok karıştırmak
    bok yemek düşmek
    boklamak
    boku çıkmak
    bokunda boncuk bulmak
    BOM
    bomba gibi patlamak
    bombardıman etmek
    boncuk fasulye
    bono kırdırmak
    borazancıbaşı
    borcunu bilmek
    borç
    borçlu
    borçluluk dengesi
    bordro
    bornova misketi
    boru
    boş
    boş bırakmak
    boş boş
    boş çıkmamak
    boş durmamak
    boşaltaç
    boşaltmak
    boşanmak
    boy
    boya tutmak
    boydan boya
    boykot
    boykot etmek
    boynuna almak
    boynuna geçirmek
    boynunda kalmak
    boynunu bükmek
    boynuz kulağı geçmek
    boyunduruk parası
    boyut
    bozdoğan
    bozgun
    bozkurt
    bozmak
    bozukça
    bozulmak
    bozunmak
    bozuntuya vermemek
    Bozunum
    bölen
    bölmek
    bölü
    bölücü
    bölük
    bölüm
    bölümlemek
    bölümlendirmek
    bölünen
    breş
    bu arada
    bucak bucak kaçmak
    budala
    budamak
    bugün git, yarın gel
    buğdaygiller
    buğulaştırmak
    buharlaşma noktası
    buharlaştırmak
    bulamak
    bulanıkça
    bulaşıcı
    bulaşmak
    buldumcuk olmak
    bulmak
    bultak
    bulunmak
    buluş belgesi
    buluş hakkı
    buluşmak
    buluşturmak
    buluşturulmak
    buna değdi (idi) buna değmedi (idi) demek
    bunalım
    burkmak
    burmak
    burnuna girmek
    burnundan yakalamak
    burnunu kırmak
    burs
    burun buruna
    buruşukça
    buyruğu altına girmek
    buyurmak
    buz gibi soğumak
    buz üstüne yazı yazmak
    buzdolabına kaldırmak
    buzul kar
    bükmek
    büküm
    bülbül kesilmek
    bülbülkonağı
    bünye
    bütçe yılı
    bütün
    bütünlemeye kalmak
    Bütünleşik
    büyücek
    büyük çember
    büyük kalori
    büyük sözüme tövbe!
    büyük yemin etmek
    büyükçe
    büyükelçi
    büyültmek
    büyütme
    büzülüp oturmak (veya kalmak)
    BÜZÜŞME
    caba
    camekan
    can alacak nokta (veya yer)
    can cana, baş başa
    can damarına basmak
    can damarından yakalamak
    can dayanmamak
    can simidi olmak
    can vermek
    can yakmak
    cana minnet saymak (veya bilmek)
    canciğer olmak
    canı burnuna (veya burnundan) gelmek
    canı çekmek
    canı yanmak
    canı yok mu?
    canım dese canın çıksın diyor sanmak
    canına ezan okumak
    canına kastetmek
    canına susamak
    canını (Bir yere) dar atmak
    canını acıtmak
    canını vermek
    canını yakmak
    canlandırıcı
    canlandırmak
    canlı resim
    cansızlaştırmak
    cari kur
    cartadak
    caydırıcılık
    cayırtıyı basmak
    cebir kullanmak
    cebrî yürüyüş
    cemaat
    cemaziyelevvelini bilmek
    cembiye
    cemiyet
    cenaze töreni
    cep harçlığı
    cephe
    cepten aramak
    cepten harcamak
    cereyan
    cereyana kapılmak
    cerh
    cesaret vermek
    cevap
    cevap hakkı
    cevaplamak
    cevaplandırılmak
    cevaplandırmak
    cevher
    cezalandırmak
    cezbe
    cezbeye tutulmak (veya kapılmak)
    cırboğa
    cıvalı zar
    cıvata
    cıvımak
    cıvıtmak
    cız sineği
    cicim!
    ciğerini sökmek
    ciğerini yakmak
    cila
    cilt
    cilveleşmek
    cimdallı
    cin çarpmak
    cin mısırı
    cin tutmak
    cinnet getirmek
    cins isim
    cinsiyet
    ciranta
    cirit atmak
    ciro
    ciro etmek
    civankaşı
    civanperçemi
    coğrafi durum
    coğrafya
    coşku
    cumbalamak
    cumbuldamak
    cumbuldatmak
    cunta
    cura
    cura zurna
    cücük
    cümle
    cüz
    cüzdan
    çaba göstermek
    çaba harcamak
    çabalamak
    çabuklaştırmak
    çağ
    çağırmak
    çağrı
    çağrılı
    çağrışım
    çağrışmak
    çağrıştırmak
    çakıldak
    Çakılıp kalmak
    çakışmak
    çakışmalı
    çakmak
    çaktırmak
    çalgı çalmak
    çalım
    çalımlamak
    çalışma
    çalışma belgesi
    çalışma izni
    çalışma yöntemi
    çalışmak
    çalıştırıcı
    çalkalamak
    çalmadan oynamak
    çalmak
    çamur atmak (veya sıçratmak)
    çamurdan çekip çıkarmak
    çantadan yetişmek
    çapalanmak
    çaplamak
    çapraz
    çapraza sarmak
    çapullamak
    çapullanmak
    çare
    çark
    çark etmek
    çarkıfelek
    çarkına etmek (veya okumak)
    çarliston
    çarpan
    çarpanlara ayırma
    çarpı
    çarpıkça
    çarpılan
    çarpılı
    çarpım tablosu
    çarpışmak
    çarpmak
    çarşafa dolanmak
    çatal
    çatal kazık yere batmaz (veya geçmez veya çakılmaz)
    çatı
    çatı kirişi
    çatır çatır sökmek
    çatırdatmak
    çatışmak
    çatıştırmak
    çatkı
    çatlak ses
    çatlamak
    çatma
    çatmak
    çavuş
    çebiç
    çek
    çeker
    çekilme
    çekilmek
    çekimlemek
    çekimsenmek
    çekinik
    çekinmek
    çekip vurmak
    çekirdek
    ÇEKİŞ
    çekişe çekişe pazarlık etmek
    çekişmek
    çekiştirici
    çekiştirmek
    çekmek
    çektirmek
    çelenk koymak
    çelik
    çelme
    çelme atmak (veya takmak veya vurmak)
    çelmek
    çelmelemek
    çelmelenmek
    çemberi yarmak
    çemkirmek
    çemrenmek
    çene yarışına girmek
    çenesi oynamak
    çenesini bağlamak
    çengel
    çengel atmak
    çentik
    çentiklemek
    çentmek
    çerçeve
    çerçevelemek
    çerezlenmek
    çeşitlemek
    çetrefilce
    çeviri
    çeviri dili
    çeviri yapmak
    çeviri yazı
    çevirme
    çevirmek
    çevre
    çevrelemek
    çevri
    çevrim
    çevrinmek
    çevrinti
    çeyrek final
    çığ gibi büyümek
    çığır açmak
    çığırtkan
    çığralık
    çıkarma harekatı
    çıkarmak
    çıkarsama
    çıkık
    çıkın
    çıkıntı
    çıkış
    çıkış belgesi
    çıkış noktası
    çıkış yapmak
    çıkış yeri
    çıkışmak
    çıkıştırmak
    çıkma
    çıkmak
    çıkmaza girmek
    çıkmaza sokmak
    çıkrıkçın
    çırak çıkarmak
    çırpıya getirmek
    çırpmak
    çıtlatmak
    çiçek
    çift
    çift dikiş
    çift küme
    çift yıldız
    çifte kumrular
    çifte nağra
    çifteleşmek
    çiftleşmek
    çilek üzümü
    çimdiklemek
    çini döşemek
    çirkinsemek
    çitmek
    çivi sokmak (veya sürmek)
    çivilemek
    çivilenmek
    çivit rengi
    çizge
    çizgi
    çizgi çekmek
    çizgi film
    çizginmek
    çizim
    çizinti
    çizmeleri çekmek
    çocuktan al haberi
    çoğaltma
    çoğu
    çoğullaştırılmak
    çoğullaştırmak
    çoğumsamak
    çok anlamlılık
    çok düzlemli
    çok fazlı
    çok karılı
    çok kocalılık
    çok ortaklı
    çok partili
    çok sesli
    çok tanrıcı
    çok tanrıcılık
    çok yönlü
    çokları
    çoklarınca
    çoluk çocuk
    çomak sokmak (veya koymak)
    çorbada tuzu (veya maydanozu) bulunmak
    çöğünmek
    çökelmek
    çökme
    çöküşmek
    çölleşmek
    çömez
    çömezlik
    çöpsüz üzüm
    çöreklenmek
    çözmek
    çözülme
    çözülmek
    çözüm
    çözüm yolu
    çözümleme
    çözümsüzleşmek
    çözünme
    çözünürlük
    çözüşmek
    çuhadar
    çukurunu kazmak
    çulha kuşu
    çullanmak
    çükür
    çürüğe çıkarmak
    çürük (veya çürüğe) çıkmak
    çürümek
    da / de
    dağa kaldırmak
    dağarcığına atmak
    dağarcık
    dağılım
    dağılma
    dağılmak
    dağınık
    dağınık ışık
    dağınıkça
    dağıtım
    dağıtmak
    dağlık
    dahası var
    dahil
    dahli olmak
    dair
    daire
    daire kesmesi
    daire parçası
    dakika
    dal
    dalbastı
    daldırma
    dalga
    dalga çukuru
    dalgalandırıcı
    dalgalanma
    dalgalanmaya bırakmak
    dalgalı akım
    dalgasını taşlamak
    dalgınlığına getirmek
    dalgır
    dalına binmek
    dalıp çıkmak
    Dalıp gitmek
    dallandırıp budaklandırmak
    dallandırmak
    dallanıp budaklanmak
    dallanmak
    dalmak
    dalya
    dama taşı gibi oynatmak
    Damaksıllaşmak
    damaksıllaştırmak
    damarı (veya damarları) kabarmak
    damarı kurusun!
    damarına basmak
    damarına girmek
    damarlanma
    damat
    damdan düşer gibi
    damdan düşercesine
    damga
    damga yemek
    damgalamak
    damlalık
    damlamak
    damper
    danadili
    danışmak
    daniskasını yapmak
    dara boğmak
    darbe
    darbelemek
    darca
    darda bulunmak
    darısı ... başına (veya darısı başına)
    dava (veya davayı) kaybetmek
    dava (veya davayı) kazanmak
    dava adamı
    davalaşmak
    davet etmek
    davetiye
    davrandırmak
    davranmak
    davul çalmak (veya dövmek)
    dayak
    dayamak
    dayanak
    dayanım
    dayanışma
    dayanışmacılık
    dayanışmak
    dayanma gücü
    dayanma ömrü
    dayanmak
    debelenmek
    debi
    debimetre
    dediğim dedik, öttürdüğüm (veya çaldığım) düdük
    dediğine gelmek
    dedikodu çıkarmak
    dedikodu etmek (veya yapmak)
    defaten
    defibela kabilinden
    defneyaprağı
    defter açmak
    defter emini
    defterdar
    defteri kapamak (veya kapatmak)
    değer
    değer analizi
    değer biçmek
    değer katma
    değer yargısı
    değerlendirmek
    değim
    değinmek
    değirmenlik
    değiş etmek
    değişiklik
    değişim
    değişinimcilik
    değişken
    değiştirge
    değiştirmek
    dehşet
    dejavu
    dek
    deklanşör
    dekor
    dekorasyon
    dekore etmek
    deli alacası
    deli kızın çeyizi gibi
    delik deşik etmek
    delik deşik olmak
    delikli
    delinmek
    delisi (veya olmak)
    delta
    dem tutmak
    dem vurmak
    demediğini bırakmamak (veya koymamak)
    demek
    demek istemek
    demet
    deminki
    demir atmak
    demirbaş
    demire vurmak
    -den yana çıkmak
    -den yana olmak
    denden
    denek taşı
    denemek
    denetici
    denetleme
    denetleme kurulu
    denetlemek
    denetmen
    deneyim
    denge
    dengelemek
    dengeleyici
    dengesizlik
    deniz Kuvvetleri
    deniz suyu
    denizden (veya denizi) geçip çayda boğulmak
    denizpelidi
    denk küme
    denklem
    denkleşmek
    denkleştirmek
    denşirmek
    depo
    depolamak
    Der oğlu der
    derdi başından aşkın (olmak)
    derece
    derin soğutma
    derince
    derine inmek
    derinleşmek
    derinlik
    derisini yüzmek
    derişim
    derişmek
    derkenar etmek
    derlem
    dermek
    dermeyan etmek
    dernekçi
    dernekçilik
    Dernekevi
    ders
    ders almak
    ders görmek
    dert etmek (veya edinmek)
    dert olmak (veya kesilmek)
    dert ortağı
    dertsiz başını derde sokmak
    derviş
    derya
    desigram
    desilitre
    desimetre
    desister
    despot
    despotluk
    destan
    destek
    destekleme alımı
    desteklemek
    deşifre etmek
    deşmek
    determinant
    detone olmak
    devam
    devamlı otlatma
    deve dikeni
    deve kuşu gibi başını kuma sokmak (veya gömmek)
    deve yükü
    devede kulak
    devetabanı
    deveye hendek atlatmak
    devinim
    devinmek
    devir
    devirmek
    devlet dili
    devletçilik
    devletler arası
    devoniyen
    devralmak
    devredilebilirlik
    devretmek
    devrisi
    devşirmek
    deyiş
    dımışki
    dıramudana
    dış
    dış işleri
    dış pazar
    dış plazma
    dış politika
    dış ticaret
    dış yüz
    dışınlı
    dışlamak
    dibine darı ekmek
    didiklemek
    dik
    dik açı
    dik açıklık
    diken üstünde oturmak (veya olmak)
    dikgen
    dikilip durmak (veya kalmak)
    dikiş tutturamamak
    dikkuyruk
    diklenmek
    dikleşmek
    dikme
    dikmek
    diktafon
    diktatörlük
    dikte
    dikte etmek
    dil
    dil adası
    dil akrabalığı
    dil bilgisi
    dil uzatmak
    dile dolamak
    dilek
    dilekçe
    dilemek
    dili (başka bir dile) çalmak
    dili bozuk
    dili dönmemek
    dili varmak
    dilim
    dilinden anlamak
    diline dolamak (veya takmak)
    dilini bağlamak
    dilinin altında bir şey olmak
    dilinin ucunda
    diliyle sokmak
    dillendirmek
    dilmek
    din
    dinamitlemek
    dingi
    dinlemek
    Dinlenmelik
    diploma
    direksiyona geçmek
    diremek
    direnç
    dirhem
    dirice
    dirsek
    dirsek teması
    dispeç
    diş kirası
    dişlemek
    dişletmek
    divane
    divanesi olmak
    divitin
    diyafram
    diyagram
    diyalel
    diyez
    dizem
    dizge
    dizginini çekmek
    dizginlemek
    dizginleri gevşetmek
    dizi
    dizin
    dogmalaştırmak
    doğa
    doğaçlama
    Doğaçlamak
    doğrama
    doğru
    doğru orantı
    doğru orantılı
    doğruculuk
    doğrulama
    doğrulamak
    doğrultman
    doğrulu
    doğrusal
    doğum
    doğum günü
    doğum oranı
    doğum tarihi
    doğum yeri
    doktor
    doktora
    doku
    dokunaç
    dokundurmak
    dokuz ayın çarşambası bir araya gelmek
    dokuz körün bir değneği
    dolam
    dolamık
    dolandırıcı
    dolandırmak
    dolanmak
    dolaşmak
    dolay
    doldurmak
    doldurulmak
    dolduruşa gelmek
    dolduruşa getirmek
    dolgu
    dolgun
    dolgunca
    dolmak
    dolu
    doluşmak
    donam
    donanım
    donanma
    donatım
    donatımcı
    donatmak
    dondurmak
    donma derecesi
    doping
    doruk noktası
    doruklamak
    dost
    dostlar başına
    dosya açmak (veya hazırlamak)
    doygunluk
    doyma
    doymak
    doymuş
    doyum olmamak
    doyuran
    doyurmak
    doz
    dökme
    dökme yük
    dökmek
    dökülmek
    dökülüp saçılmak
    döküm
    dökümlemek
    döküntü
    dönem
    dönemeç
    döner
    döner sahne
    dönmek
    DÖNMELİ
    dönüm noktası
    dönüşmek
    dönüştürmek
    dört dönmek
    dört dörtlük
    dört elle sarılmak (veya yapışmak)
    dörtleme
    dörtlemek
    dörtlük
    dörtnal
    döşeme
    döşemek
    döşenmek
    dövdürtülmek
    dövmek
    dramatize etmek
    dubleks daire
    dudak (veya dudağını) bükmek
    duetto
    duka
    dukalık
    dulavrat otu
    Duman
    duman olmak
    dumanı tepesinden çıkmak
    durak
    duraklamak
    duraklatmak
    durgu
    durmak
    durum
    durum almak
    duvar
    duyargalılar
    duyarlık
    duygu uyanmak
    duygudaş
    duygulanım
    duygulanmak
    duymak
    duyum almak
    duyum eşiği
    duyum ikiliği
    düğmelemek
    düğüm düğüm olmak (veya düğümlenmek)
    düğüm noktası
    düğün
    düğününde kalburla (veya elekle) su taşımak
    düklük
    dümen kullanmak
    dümen suyunda gitmek
    dünden
    dünür düşmek
    dünya ahiret kardeşim (veya bacım) (olsun)
    dünyacı
    dünyacılık
    dünyadan el etek (veya elini eteğini) çekmek
    dünyadan geçmek (veya el çekmek)
    dünyayı görmemek
    dünyayı haram etmek
    dünyayı zindan (veya zehir) etmek (veya dünyayı başına dar etmek)
    dürbünün tersiyle bakmak
    dürmek
    dürtüklemek
    dürtüşlemek
    dürtüşmek
    Düşe kalka
    düşey çember
    düşkün
    düşlemek
    düşman
    düşman ağzı
    düşmek
    düşüncesini okumak
    düşünceye varmak
    düşünmek
    düşüp kalkmak
    düzayak
    düzeç
    düzeçleme
    düzem
    düzen
    düzen açıklaması
    düzenleşik
    düzenleşim
    düzenleyici
    Düzenti
    düzey
    düzlem geometri
    düzmek
    edebiyat
    edebiyat yapmak
    edevat
    Edi
    edilgin
    efektif alış
    efektif satış
    efektif talep
    efendim
    efrat
    ege
    eğik düzlem
    eğiklik
    eğilim
    eğilip bükülmek
    eğilme
    eğilmek
    eğim
    eğimli
    eğimölçer
    eğinik
    eğitici oyun
    eğitmek
    eğlenmek
    eğleşmek
    eğreti oturmak
    eğretiye almak
    eğri
    ehil
    ek
    ek görev
    ek süre
    ekici
    ekipman yatırımı
    eklem bacaklılar
    eklemek
    eklemlenmek
    eklenti
    ekliptik düzlem
    ekmeğine göz koymak (veya dikmek)
    ekmeğini yemek
    ekmeğiyle oynamak
    ekmek
    ekmek düşmanı
    ekol
    ekol kurmak
    eksen
    eksen ülke
    eksik
    eksik artık
    eksiltme
    eksiltmeye çıkarmak
    ekşi maya
    ekti püktü
    el alışkanlığı
    el almak
    el atmak
    el birliği
    el birliği etmek
    el çabukluğu
    el çırpmak
    el değiştirmek
    el ele
    el ele vermek
    el ermez, güç yetmez
    el etek öpmek
    el etmek
    el kaldırmak
    el kapısı
    el katmak
    el koymak
    el sürmemek
    el tazelemek
    el tutmak
    el uzatmak
    el üstünde tutmak
    el vurmamak
    elçi
    ELÇİM
    elde etmek
    elden almak
    elden bırakmamak (veya düşürmemek)
    elden çıkarmak
    elden ele
    elden gitmek
    ele almak
    elektriği yakmak
    elektrik kaçağı
    elektrik vermek
    elektrik yayı
    elektriklendirme
    elektrodiyaliz
    elektrofil
    elektroliz
    elektroskop
    elektrot
    eleman
    eleman sayısı
    elemek
    eleştiri
    eleştirmek
    eli alışmak
    eli armut devşirmek
    eli aza varmamak
    eli değmek
    eli eline değmemek
    eli ermek
    eli gitmek
    eli kolu bağlı kalmak (veya durmak veya olmak)
    eli varmamak (veya gitmemek)
    elinde kalmak
    elinde patlamak
    elinde tutmak
    elinden almak
    elinden kurtulmak
    eline almak
    eline ayağına kapanmak (veya sarılmak veya düşmek)
    eline bakmak
    eline düşmek
    eline yüzüne bulaştırmak
    elini kolunu bağlamak
    elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)
    elini sürmemek
    elini taşın altına koymak (veya sokmak)
    elipsoit
    ellenmek
    elleşmek
    eltieltiyeküstü
    elveda
    emanet
    emanet bırakmak (veya vermek)
    emanet etmek
    emanetçi
    emeği geçmek
    emek
    emek çekmek
    emek vermek
    emekleme çağı
    emeklemek
    emektar
    emeline alet etmek
    emir kulu
    emme
    emniyet
    emperyalizm
    emprezaryo
    emretti patrik efendi
    emrine girmek
    en
    enfarktüs
    engel
    engel çıkarmak
    engellemek
    enginar
    enir
    enişte
    enjektör
    ensesinde boza pişirmek
    ensesine binmek
    enstitü
    entimem
    entrika
    entrikaya kurban gitmek
    envanter
    enzim
    epizot
    erbap
    ereklilik
    ergime ısısı
    ergime noktası
    erginlemek
    erim
    erişmek
    eritici
    erk
    erkan
    erkeklik
    erken bunama
    erkincilik
    erte
    ertesi
    esas
    esastan bozma
    esenlemek
    esindirmek
    Esinlemek
    esinlenmek
    esir
    esirgemek
    eski defterleri yoklamak (veya karıştırmak)
    eski hayratı da berbat etmek
    eski kurt
    eskice
    esna
    esnek
    esnemek
    esrar perdesi

    eş başkan
    eş zamanlı dil bilimi
    eşantiyon
    eşeği düğüne çağırmışlar, `ya su lazımdır ya odun` demiş
    eşek davası
    eşelemek
    eşey
    eşhas
    eşiğine yüz sürmek
    eşik
    eşitlenmek
    eşleşmek
    eşlik
    eşlik etmek
    eşraf
    eşref saati
    eteğinden el çekmek
    eteğine yapışmak (veya sığınmak)
    eteğini başına atmak (veya sarmak)
    eteğini toplamak
    etek belde
    eteklemek
    eteklik
    eter
    eterleşmek
    etiket
    etken
    etkenlik
    etki
    etkileşim
    etkileyicilik
    etkinleşme
    etkinlik
    etle tırnak gibi
    etme eyleme
    etmek
    etmen
    etraf
    etten önce çömleğe düşmek
    ev
    ev halkı
    evelemek gevelemek
    evin
    evirme
    evlat
    evlatlık
    evre
    Evrilmek
    evrim
    evveliyat
    eylem
    eylem planı
    eylemek
    eylemsizlik ilkesi
    eyvallah etmemek
    eyvan
    ezber
    ezber bozmak
    ezber okumak
    ezberden yapmak
    ezbere bilmek
    ezberlemek
    ezgi
    façasını almak (veya al aşağı etmek)
    fakülte
    falso
    familya
    fanya
    fare düşse başı yarılır
    faredişi
    fareler cirit oynamak
    fariğ
    farika
    fark
    farklıca
    faturalamak
    fayrap
    fazlalık etmek
    feda
    fedai
    fedakarlığa katlanmak
    federalizm
    federe
    felce uğramak
    felç olmak
    felfelek sokmak
    felsefe
    fener çekmek
    fennini almak (veya kapmak)
    ferağ
    ferdî
    ferdiyet
    ferdiyetçi
    ferdiyetçilik
    ferhane
    fert
    fesholunmak
    festival
    fethetmek
    fetih
    fetihname
    fetva vermek
    feveran
    feveran etmek
    fevri
    fezleke
    fıçı
    fıkıh
    fıkır fıkır kaynamak
    fır dönmek
    fırça
    fırça çekmek (veya atmak)
    fırçalamak
    fırdöndü
    fırın
    FIRKACI
    fırsat bilmek
    fırsat düşmek (veya çıkmak)
    fırsat vermek
    fırt
    fırtına kopmak (veya patlamak)
    fısıldaşmak
    fışkın
    fışkırmak
    figür
    figüran
    fikir almak
    fikir babası
    fikir vermek
    fikir yormak
    fikir yürütmek
    fikirleşmek
    film
    film çekmek
    film oynamak
    film oynatmak
    filo
    final
    finansman
    fincan fincan
    firar
    fire
    fiske kondurmamak (veya dokundurmamak)
    fiş
    fiş açmak
    fişini tutmak
    fişlemek


    Bilgi yarışması | Oyun | Firma bilgisi | Hastalık sitesi | Link sitesi | Rüya tabirleri
    Ücretsiz program | Şifalı bitkiler | Tıp sözlüğü | Türkçe sözlük | Yemek tarifleri |

    Kullanıcıların yorum ekleyebildikleri, kelime arayabildikleri geniş kapsamlı,
    dizinler halinde 120.000 türkçe kelime içinde gezme ve arama
    ayrıca anlam girebilme imkanı, geniş kapsamlı türkçe sözlük


    ©2005 birsozluk.com

    0,0859375