ne çare TÜRKÇE SÖZLÜK - NE ÇARE - ne çare
Ana sayfa


ne çare
  • SÖZLÜK ANLAMI

  • "çaresi yok, elden ne gelir" anlamında kullanılan bir söz.




    İlgili Kelimeler

    abliyi kaçırmak (veya bırakmak veya koyuvermek)
    abuk sabuk konuşmak
    acıkan doymam, susayan kanmam sanır
    açıklamak
    açın uykusu gelmez
    adı belirsiz
    AFAL
    afyonu başına vurmak
    ağaç ne kadar uzasa göğe ermez
    ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez
    ağzını öpeyim (veya seveyim)
    ağzının içine bakmak
    ağzıyla kuş tutsa...
    ak koyun kara koyun geçit başında belli olur
    akarsu pislik tutmaz
    akarsuya inanma, eloğluna dayanma
    akıl akıldan üstündür
    akıl erdirememek (veya ermemek)
    akıl erdirmek
    aklı başından gitmek
    aklı bokuna karışmak
    aklı karışmak
    aklını karıştırmak
    aksi şeytan
    alerji
    alet işler, el övünür
    alın yazısı değişmez
    alim unutmuş, kalem unutmamış
    Allah derim
    Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz
    allah ne verdiyse
    allah rızası için
    alna yazılan başa gelir
    altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz
    altından girip üstünden çıkmak
    altta kalanın canı çıksın
    ama ne
    aman
    amma velakin
    ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar (veya ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış)
    anası turp (veya sarımsak), babası şalgam (veya soğan)
    anlamak
    anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az
    apışmak
    arpacı kumrusu gibi düşünmek
    arsızın yüzüne tükürmüşler, `yağmur yağıyor` demiş
    asıl azmaz, bal kokmaz
    babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır
    baca eğri de olsa duman doğru çıkar
    bağımlı
    bakakalmak
    balıketinde
    balıklama
    balon uçurmak
    bası
    başa gelmeyince bilinmez
    başına vurmak
    başka işi yok mu?
    behemehal
    beynine vurmak
    bildiğini okumak
    bilme
    bilmece
    bin bilsen de bir bilene danış
    bin dost az, bir düşman çok
    bin tasa bir borç ödemez
    bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz
    bir o kadar
    bir yolunu bulmak
    bocalamak
    boşaltmak
    böyle
    bunamak
    bülbülü altın kafese koymuşlar, `ah vatanım` demiş
    BÜZÜŞME
    cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür
    cambaz ipte, balık dipte gerek
    cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur
    cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur
    cilt
    çakıl çukul
    çaprazlaşmak
    çaresiz
    çatal kazık
    çıkar yol
    çıkarmak
    çır çır
    çırpınmak
    çizgi ölçek
    çürük tahta çivi tutmaz
    dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
    dağıtmak
    deli dana (veya danalar) gibi dönmek
    DEMEMEK
    derde (veya derdine) derman olmak
    derman
    deva
    devenin derisi eşeğe yük olur
    dış kutsal
    dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim
    dilinden anlamak
    dispeç
    dizmek
    donakalmak
    dört dönmek
    durakalmak
    duraksamak
    dümenine bakmak
    dünyanın kaç bucak (veya köşe) olduğunu göstermek (veya anlamak)
    düşmanın karınca ise de hor bakma
    düşüncesini okumak
    düşünmek
    efendim nerede, ben nerede?
    efradını cami, ağyarını mani
    eğri oturup doğru konuşalım
    ek bent olmak
    ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver
    el mi yaman bey mi yaman? el yaman!
    eline bakmak
    endazeyi şaşırmak
    er geç
    erenlerin sağı solu olmaz
    erginlemek
    esrarlı
    eşek kocamakla tavla başı olmaz
    eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz
    eşit
    eşitlik
    eti senin, kemiği benim
    fal
    fal açmak (veya bakmak)
    fazla mal göz çıkarmaz
    fetihname
    filvaki
    flört
    garanti
    gaz sayacı
    geçende
    gelgelelim
    gemisini kurtaran kaptan
    gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir
    gerçi
    gerekmek
    gerilimölçer
    göç
    gölge
    gölgesine yatmak
    görmemiş görmüş, güle güle ölmüş
    görmemişin oğlu olmuş (çekmiş, çükünü koparmış)
    Görünen köy kılavuz istemez
    gözlemci
    gözü (veya gözleri) kararmak
    gözü dönmek
    gözünü toprak doyursun
    gözüyle (veya gözleriyle) tartmak
    gülüt
    gün bugün
    gün doğmadan kimliği söylenmez
    güzele ne yakışmaz
    Hak getire
    hakkı ödenmemek
    hal hatır sormak
    haline bakmamak
    hancı sarhoş yolcu sarhoş
    hangi akla hizmet ediyor?
    hani
    hanidir
    hayrola
    hem ... hem ...
    her derde deva olmak
    her ne pahasına olursa olsun
    herkes bildiğini okur
    herkesin ettiği yoluna gelir
    heyhat
    hınzır
    ılık
    iğneden ipliğe
    iki arada kalmak
    iki eli (kızıl) kanda olsa
    iki eli böğründe kalmak
    iki ucu boklu değnek
    ilaç
    ilahi
    ilerisini gerisini düşünmemek
    illa
    imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu
    insan kıymetini insan bilir
    insanın alacası içinde, hayvanın alacası dışında
    iş olacağına varır
    işi ne?
    iyi ki
    iyi kötü
    izine basmak
    kaça
    kaça patlamak?
    KAÇI
    kaçlık
    kaçta
    kader olmayınca kadir bilinmez
    kafatasçılık
    karaltı
    karanlık
    karar
    kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş
    kargaşacılık
    karıştırmak
    katılma belgesi
    kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar
    kedi ne, budu ne?
    kedinin gideceği samanlığa kadar
    kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler
    keka
    kekelemek
    kelalaka
    kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olmaz
    kendi söyler kendi dinler
    kendini dağıtmak
    kendini tartmak
    keşke
    kırlangıcın zararını biberciden sor
    kırmızı gömlek
    kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar
    kıyamet mi kopar?
    kifaflanmak
    kim oluyor?
    kiminle dans ettiğini biliyor musun?
    koçaklama
    koşmak
    köken bilimi
    köpek sahibini ısırmaz
    köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez
    kul kusursuz olmaz
    kurt komşusunu yemez
    kuşku
    kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü
    lafını şaşırmak
    LEB
    lodos balığı
    lokmasını saymak
    maalesef
    maceraya atılmak
    maddeci
    maddecilik
    markaja almak
    maşallah
    merdane
    merhem
    merhem olmak
    muayene
    muvazenesiz
    müdebbir
    müthiş
    n, N
    naçar kalmak
    nasıl
    ne
    ne ... ne ...
    ne ala
    ne ala memleket
    ne buyrulur?
    ne çıkar
    ne çiçektir, biliriz
    ne de olsa
    ne demek olsun
    ne demeye
    ne denli
    ne gibi?
    ne güne duruyor?
    ne haber?
    ne hali varsa görsün
    ne idiği belirsiz
    ne imiş?
    ne kadar
    ne kadar olsa
    ne mene
    ne menem
    ne o?
    ne olacak!
    ne oluyor?
    ne pahasına olursa olsun
    ne var ne yok
    ne yaparsın (veya yapmalı) ki
    ne yapıp yapıp
    neci
    neci oluyor!
    neon
    nerede kaldı
    nereden
    neyin nesi (kimin fesi)
    neyleyim
    neyse
    nice
    nişan
    nişanlamak
    orta
    orta halli
    orta şekerli
    orta yaşlı
    önünü ardını düşünmemek
    Öp babanın elini
    öyle
    öyle veya böyle
    özdeşlik
    pamuk ipliğiyle bağlamak
    paşa gönlü bilir
    pusulayı şaşırmak
    reçete
    saat tutmak
    saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün
    sandık sepet
    sapma göstergesi
    Sayıp dökmek
    seçmek
    sendelemek
    sersem
    sızlanmak
    silip süpürmek
    sinirleri altüst olmak
    sinirleri bozulmak
    siz sağ olun
    sözünün eri
    sudan çıkmış balığa dönmek
    sulamak
    süreğen
    şaşakalmak
    şaşırmak
    şaşkın
    şeref konuğu
    şeytanın işi yok
    şöyle böyle
    şu kadar ki
    tabana kuvvet
    tanı
    tanımak
    tanınmak
    taş çatlasa
    taş kesilmek
    tatlı sert
    tavşan boku gibi (ne kokar ne bulaşır)
    tayin
    tebaiyet
    tebdili şaşmak
    tek liste
    teşhis
    teşhis etmek (veya koymak)
    tıkımlanmak
    tılsım
    tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır
    tok açın halinden bilmez
    turşu kurmak (veya yapmak)
    tünelin sonunda ışık görünmek
    uçan daire
    umar
    uzağı görmek
    ünlü çatışması
    vakıa
    vakta ki
    varıncaya kadar
    varoluş
    ya herrü ya merrü
    yalpalamak
    yatak limonu
    yerle gök bir olsa
    yıldırım çarpmışa dönmek
    yitirmek
    yok yok
    yol
    yol aramak
    yol bulmak
    yol göstermek
    yüklemek
    zift yesin
    zihni bulanmak (veya karışmak)
    zorun ne?
    züğürt olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir


    Bilgi yarışması | Oyun | Firma bilgisi | Hastalık sitesi | Link sitesi | Rüya tabirleri
    Ücretsiz program | Şifalı bitkiler | Tıp sözlüğü | Türkçe sözlük | Yemek tarifleri |

    Kullanıcıların yorum ekleyebildikleri, kelime arayabildikleri geniş kapsamlı,
    dizinler halinde 120.000 türkçe kelime içinde gezme ve arama
    ayrıca anlam girebilme imkanı, geniş kapsamlı türkçe sözlük


    ©2005 birsozluk.com

    3,613281E-02