söz getirmek TÜRKÇE SÖZLÜK - SÖZ GETIRMEK - söz getirmek
Ana sayfa


söz getirmek
  • SÖZLÜK ANLAMI

  • birinin eleştirilmesine sebep olmak, bir kimseye söz gelmesine yol açmak.

    bir kimseye söz gelmesine yol açmak:
    "Hâlbuki bu münasebetsiz dedikodular mektebe de söz getirmeye başladı."- R. N. Güntekin.




    İlgili Kelimeler

    ... düşkünü
    ... -e kuvvet
    ... fırın ekmek yemesi lazım
    ... kisvesi altında
    ... nere ... nere
    ... nerede ... orada
    ...-e gelince
    ...-inde değil
    ...-meye görsün (veya gör)
    a
    aba altında er yatar
    aba vakti yaba, yaba vakti aba
    abacı kebeci (ara yerde) sen neci?
    abandone
    abanın kadri yağmurda bilinir
    abat etmek (veya eylemek)
    abbas
    abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır
    abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz
    abdala `kar yağıyor` demişler, `titremeye hazırım` demiş
    abdala malum olur
    abdalın dostluğu köy görününceye kadar
    abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (veya yolda olur)
    abdiaciz
    abe
    abla
    abrakadabra
    ABU
    abuk
    abuk sabuk
    acaba
    acayip
    acayipleştirmek
    acele ile menzil alınmaz
    acele işe şeytan karışır
    acele yürüyen yolda kalır
    acemi katır kapı önünde yük indirir
    acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir
    acı acıyı keser, su sancıyı
    acı haber
    acı patlıcanı kırağı çalmaz
    acı söz
    acı söz insanı dininden çıkarır
    acıkan doymam, susayan kanmam sanır
    acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler
    acıklı başta akıl olmaz
    acıkmış kudurmuştan beterdir
    acılaştırmak
    acından kimse ölmemiş
    acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur
    acındırmak
    acıyan uyumuş, acıkan uyumamış
    aciz
    acizane
    acizleri
    aç aç ile yatınca arada dilenci doğar
    aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez
    aç at yol almaz, aç it av almaz
    aç ayı oynamaz
    aç doymam, tok acıkmam sanır
    aç elini kora sokar
    aç esner, aşık gerinir
    aç gezmektense tok ölmek yeğdir
    aç gözünü, açarlar gözünü
    aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun
    aç ile eceli gelen söyleşir
    aç köpek fırın deler
    aç kurt aslana saldırır
    aç kurt yavrusunu yer
    aç ne yemez, tok ne demez
    aç tavuk kendini arpa ambarında sanır
    açı ölçüm
    açığa çıkarmak
    açık ağız aç kalmaz
    açık saçık
    açık yaraya tuz ekilmez
    açıklaştırmak
    açıklığa kavuşturmak
    açıklık
    açıklık getirmek
    açılan solar, ağlayan güler
    açın gözü ekmek teknesinde olur
    açın imanı olmaz
    açın karnı doyar, gözü doymaz
    açın koynunda ekmek durmaz
    açın kursağına çörek dayanmaz
    açın uykusu gelmez
    açlık ile yokluğun arası yarım yufka
    açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna
    açmak
    açmaz
    açmaza getirmek (veya düşürmek)
    açtı ağzını, yumdu gözünü
    açtırma ağzımı
    Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü
    ad
    ada bana, adayım sana
    adam adama gerek olur
    adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil
    adam adamdan korkmaz, utanır
    adam adamı bir kez aldatır
    adam değilim
    adam etmek
    adam olacak çocuk bokundan belli olur
    adam olana bir söz yeter
    adam olana çok bile
    adam sen de!
    adamak
    adamak kolay, ödemek zordur
    adamakla mal tükenmez
    adamın iyisi işbaşında (veya alışverişte) belli olur
    adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola
    adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork
    adamlık sende kalsın
    adet edinmek
    adet yerini bulsun diye
    adı çıkmış dokuza, inmez sekize
    adı geçmek
    adını ağzına almamak
    adını anmak
    adlaştırmak
    af buyurun!
    afaki
    afazi
    aferin
    affedersin (veya affedersiniz)
    affetmişsin
    agop
    agucuk
    ağa borç eder, uşak harç
    ağaca balta vurmuşlar `sapı bedenimden` demiş
    ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
    ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz
    ağaca dayanma kurur, adama (veya insana) dayanma ölür
    ağacı kurt, insanı dert yer
    ağacın kurdu içinde olur
    ağaç kökünden yıkılır
    ağaç meyvesi olunca başını aşağı salar
    ağaç ne kadar uzasa göğe ermez
    ağaç yaşken eğilir
    ağaçlandırmak
    ağaçtan maşa olmaz
    ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz
    ağanın eli tutulmaz
    ağanın gözü ata tımardır
    ağanın gözü öküzü semiz eder
    ağanın malı çıkar, uşağın canı
    ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez
    ağartmak
    ağdalaştırmak
    ağılandırmak
    ağılda oğlak doğsa ovada otu biter
    ağır basar, yeğni kalkar
    ağır git ki yol alasın
    ağır kazan geç kaynar
    ağır ol!
    ağır ol, batman gel
    ağır otur ki bey (veya molla) desinler
    ağır söz
    ağır taş yerinden oynamaz
    ağır yongayı yel kaldırmaz
    ağıt
    ağıt yakmak (veya düzmek veya tutturmak)
    ağız
    ağız (veya ağzını) açmak
    ağız açtırmamak
    ağız birliği
    ağız birliği etmek
    ağız kullanmak
    ağız yer, yüz utanır
    ağızda sakız gibi çiğnemek
    ağızdan ağıza dolaşmak (veya geçmek)
    ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın
    ağlama ölü için, ağla deli için
    ağlamak para etmez
    ağlamakla yar ele girmez
    Ağlamayan çocuğa meme vermezler
    ağlar gözden, sahte sözden kendini sakın
    ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar
    ağlatan gülmez
    ağlayanın malı gülene hayretmez
    ağlayıp da gözden mi olayım?
    ağrılarda göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı
    ağrısız baş mezarda olur
    ağrısız başına kaşbastı bağlamak
    ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar
    ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar
    ağustosun yarısı yaz, yarısı kıştır
    ağza alınmaz (veya alınmayacak)
    ağza tat, boğaza feryat
    ağzı bir
    ağzı dolu dolu konuşmak
    ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olur
    ağzı laf (veya lakırtı) yapmak
    ağzı olan konuşuyor
    ağzı torba değil ki büzesin
    ağzı var dili yok
    ağzına bir zeytin verir, altına (veya ardına) tulum tutar
    ağzına layık
    ağzına sağlık
    ağzına sıçmak
    ağzına vur, lokmasını al
    ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme
    ağzını açacağına gözünü aç
    ağzını bağlamak
    ağzını bıçak açmamak
    ağzını burnunu çarşamba pazarına (veya çanağına) çevirmek
    ağzını burnunu dağıtmak (veya kırmak veya parçalamak)
    ağzını dilini bağlamak
    ağzını hayra aç!
    ağzını öpeyim (veya seveyim)
    ağzını toplamak
    ağzını tutmak
    ağzının perhizi yok
    ağzıyla kuş tutsa...
    ah
    ah alan onmaz
    ah vah demek
    ah yerde kalmaz
    ahbap kusuruna bakan ahbapsız kalır
    ahdetmek
    ahfeş
    ahıra çevirmek
    ahit
    ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez
    ahmak gelin yengeyi halayığı sanır
    ahmak misafir ev sahibini ağırlar
    ak akçe kara gün içindir
    ak gün ağartır, kara gün karartır
    ak koyun kara koyun geçit başında belli olur
    ak koyunu gören içi dolu yağ sanır
    ak koyunun kara kuzusu da olur
    ak köpeğin pamuk pazarına zararı vardır
    Akacak kan damarda durmaz
    akara kokara bakma, çuvala girene bak
    akarsu çukurunu kendi kazır
    akarsu pislik tutmaz
    akarsuya inanma, eloğluna dayanma
    akı karası geçitte belli olur
    akıcılık
    akıl akıl, gel çengele takıl
    akıl akıldan üstündür
    akıl için yol (veya tarik) birdir
    akıl işi değil
    akıl kişiye sermayedir
    akıl para ile satılmaz
    akıl var, izan (veya mantık veya yakın) var
    akıl yaşta değil baştadır
    akıllandırmak
    akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi akılını almış (veya akıllar gelin olmuş, herkes kendininkini beğenmiş)
    akıllı
    akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu (veya oğlunu) everir
    akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer
    akıllım
    akılsallaştırmak
    akılsız başın cezasını ayaklar çeker
    akılsız iti (veya köpeği) yol kocatır
    akışkanlaştırmak
    akkorlaştırmak
    akla gelmeyen başa gelir
    akla zarar
    aklı başa yaş getirir
    aklıma gelen başıma geldi
    AKLIMDA
    aklın yolu birdir
    aklına bir şey gelmesin
    aklına geleni işleme, her ağacı taşlama
    aklına şaşayım (veya şaşarım)
    aklına tüküreyim
    aklında olsun (veya kalsın!)
    aklını başından almak
    aklını karıştırmak
    Akmasa da damlar
    akortsuzlaştırmak
    akrostiş
    aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz
    aksi şeytan
    aksi tesadüf
    akşam ahıra sabah çayıra
    akşam ise yat, sabah ise git
    akşama karşı gitme, tana karşı yatma
    akşamdan kavur, sabaha savur
    akşamdan sonra merhaba
    akşamın hayrından sabahın şerri iyidir
    akşamın işini sabaha (veya yarına) bırakma
    aktifleştirmek
    Al aşağı vur yukarı
    Al benden de o kadar
    al elmaya taş atan çok olur
    al giymedim ki alınayım
    al ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz
    al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur (veya gocunsun)
    al kiraz üstüne kar yağmış
    al malın iyisini, çekme kaygısını
    al sana bir ... daha
    ala ala hey
    ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz
    alacağım olsun da alakargada olsun
    alacak verecekle ödenmez
    alacalandırmak
    alan talan etmek
    alçacık eşeğe herkes biner
    alçak uçan yüce konar, yüce konan alçak uçar
    alçak yer yiğidi hor gösterir
    alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır
    alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır
    alçaltmak
    Aldı
    aldı sazı eline
    alemi var mı?
    alet işler, el övünür
    alıcı kuşun ömrü az olur
    alıklaştırmak
    alın yazısı değişmez
    alışkanlığında olmak
    alışkı edinmek
    Alışmış kudurmuştan beterdir
    alışmış kursak bulamacını ister
    alıştırmak
    ALİ
    alim unutmuş, kalem unutmamış
    alimallah
    aliterasyon
    allah (binbir) bereket versin
    allah (seni) inandırsın
    Allah acısını unutturmasın
    allah akıl fikir (veya akıllar) versin
    Allah aratmasın
    Allah artırsın
    Allah aşkına
    Allah bağışlasın
    Allah bahtından güldürsün
    allah bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir
    Allah bana, ben de sana
    allah beterinden saklasın (veya esirgesin)
    Allah bilir
    allah bilir ama kul da sezer
    Allah bir dediğinden başka sözüne inanılmaz
    allah büyüktür
    Allah dağına göre kar verir
    Allah derim
    Allah dirlik düzenlik versin
    Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz
    Allah düşmanıma vermesin
    Allah ecir sabır versin
    Allah eksik etmesin
    Allah eksikliğini göstermesin
    Allah emeklerini eline vermesin
    allah esirgesin (veya saklasın)
    Allah etmesin
    allah göstermesin
    allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar
    allah hakkı için
    allah halil ibrahim bereketi versin
    allah hayırlı etsin
    allah herkesin gönlüne göre versin
    allah iki iyilikten birini versin
    allah iyiliğini (veya layığını) versin
    allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış
    allah kavuştursun
    allah kerim
    allah kısmet ederse
    allah korusun (veya saklasın)
    allah kulundan geçmez
    allah kulunu kısmeti ile yaratır
    allah kuru iftiradan saklasın
    allah manda şifalığı versin
    allah mübarek etsin
    allah müstahakını versin
    allah ne verdiyse
    allah ömürler versin
    allah övmüş de yaratmış
    allah rahmet eylesin
    allah rızası için
    allah sabırlı kulunu sever
    allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin
    allah selamet versin
    allah senden razı olsun
    allah seni (veya sizi) inandırsın
    allah sevdiğine dert verir
    allah son gürlüğü versin
    allah taksiratını affetsin
    allah tekrarına erdirsin
    allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez
    allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir
    allah vermesin
    allah versin
    allah yazdı ise bozsun
    allah yürü ya kulum demiş
    allah!
    allahualem
    allak bullak etmek
    allamak
    allem
    alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste
    almadığın hayvanın kuyruğunu tutma
    alna yazılan başa gelir
    alt değirmen güçlü akar
    alt yanı çıkmaz sokak
    altı alay üstü kalay
    altı kaval, üstü şişhane (veya şeşhane)
    altı üstü
    altın adı pul oldu, kız adı dul oldu
    altın anahtar her kapıyı açar
    altın ateşte, insan mihnette belli olur
    altın eli bıçak kesmez
    altın eşik gümüş eşiğe muhtaç olur
    altın pas tutmaz
    altın tutsa toprak olur (veya altına yapışsa elinde bakır kesilir)
    altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz
    altın yere düşmekle pul olmaz
    altını üstüne getirmek
    altının kıymetini sarraf bilir
    altta kalanın canı çıksın
    altüst etmek
    ama
    ama ne
    amaçlaştırmak
    aman
    aman derim!
    aman diyene kılıç kalkmaz
    aması maması yok!
    aması var
    AMBALE
    amcamla dayım, hepsinden aldım payım
    amel
    AMENTÜ
    amin
    amma
    amma da yaptın ha!
    amorti etmek
    ana gibi yar olmaz, bağdat gibi diyar olmaz
    ana ile kız, helva ile koz
    ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar (veya ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış)
    ANACIK
    analı kuzu, kınalı kuzu
    analık fenalık
    ANAM
    anam babam
    anamın öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım
    anan güzel idi, hani yeri, baban zengin idi, hani evi?
    anan yahşi, baban yahşi
    ananın (veya anasının) ak sütü gibi (helal olsun)
    ananın bahtı kızına
    ananın bastığı yavru incinmez
    anasına avradına sövmek
    anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al
    anasını eşek kovalasın!
    anasını sat! (veya satayım!)
    anayasallaştırmak
    anca beraber, kanca beraber
    ancak
    anımsamak
    anımsatmak
    anıştırmalı
    anıtlaştırmak
    Anladımsa Arap olayım
    anlamsızlaştırmak
    Anlarsın ya!
    anlaşmazlık çıkmak
    anlata anlata bitirememek
    anlatım
    anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az
    anormalleştirmek
    ant
    ant içmek
    ant olsun
    ant verdirmek
    antikor
    antitoksin
    antrparantez
    apokaliptik
    apokrif
    aptallaştırmak
    ar belası
    ar dünyası değil kar dünyası
    ar yılı değil, kar yılı
    ara nağme
    ara söz
    araba devrilince yol gösteren çok olur
    araba ile tavşan avlanmaz
    arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer
    arabasını düze çıkarmak
    aralamak
    aramakla bulunmaz
    aranılmak
    Arap olayım
    arazi açmak
    ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz
    ardında yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz
    ardından sapan taşı yetişmez
    argo
    argolaşmak
    ARGOLU
    argosuz
    arı bal alacak çiçeği bilir
    arı bey olan kovana üşer
    arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur
    arı gibi sokmak
    arı kızdıranı sokar
    arı söğüdü, akıllı öğüdü sever
    arık ata kuyruğu da yüktür
    arık etten yağlı tirit olmaz
    arık öküze bıçak çalınmaz
    arıklatmak
    arılaştırmak
    arıtmak
    arıza
    arif olan anlasın (veya anlar)
    arife günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çıkar
    arkadaş değil, arka taşı
    arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim
    arkaik
    arlı arından, huysuz huyundan vazgeçmez
    ARMATÜR
    armudu soy ye, elmayı say ye
    armudun iyisini (dağda) ayılar yer
    armudun önü, kirazın sonu
    armut dalının dibine düşer
    armut piş ağzıma düş!
    arpa eken buğday biçmez
    arpa ektim, darı çıktı
    arpa samanıyla, kömür dumanıyla
    arpa unundan kadayıf olmaz
    arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez
    arpacıya borç eden, ahırını tez satar
    arsa payı
    arsızın yüzüne tükürmüşler, `yağmur yağıyor` demiş
    arsızlaştırmak
    arslanın adı çıkmış, çakallar baş keser
    asalet
    asayiş berkemal
    asıl azmaz, bal kokmaz
    asimile
    aslan kocayınca sıçan deliği gözetir
    aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir
    aslan postunda, gönül dostunda
    aslan yatağından belli olur
    astar bol olmayınca yüze gelmez
    aş taşınca kepçeye paha olmaz
    aş tuz ile, tuz oran ile
    aşağı (falan) yukarı
    aşağı kurtarmaz
    aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık
    aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur
    aşığa bağdat sorulmaz
    aşığa bağdat uzak değil
    aşığı kesilmek
    aşığın gözü kördür
    aşık daima bey oturmaz
    aşık, alemi kör, dört yanını duvar sanır
    aşını, eşini, işini bil
    aşk ağlatır, dert söyletir
    aşk olmayınca meşk olmaz
    aşk olsun
    aşure yemeye giden kaşığını taşır
    at at oluncaya kadar sahibi mat olur
    at beslenirken kız istenirken
    at binenin, kılıç kuşananın
    at binicisine göre kişner
    at bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz
    at ile avrat yiğidin bahtına
    at olur, meydan olmaz (veya bulunmaz), meydan olur (veya bulunur), at olmaz (veya bulunmaz)
    at ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır
    at ölür, itlere bayram olur
    at pazarında eşek osurtmuyoruz!
    at var, meydan yok
    at yedi günde, it yediği günde
    at yiğidin yoldaşıdır
    at, adımına göre değil adamına göre yürür
    ata arpa yiğide pilav
    ata binen nalını mıhını arar
    ata da soy gerek, ite de
    ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli
    ata dostu oğla mirastır
    ata eyer gerek, eyere er gerek
    ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek
    atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta
    atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar
    atamak
    atasözü
    ateş almaya mı geldin?
    ateş demekle ağız yanmaz
    ateş düştüğü yeri yakar
    ateş olmayan yerden duman çıkmaz
    ateş olsa cirmi kadar yer yakar
    ateşe vursa duman vermez
    ateşle barut bir yerde durmaz
    atı atasıyla, katırı anasıyla
    atılan ok geri dönmez
    atım tepmez, itim kapmaz deme
    atın bahtsızı arabaya düşer
    atın dorusu, yiğidin delisi
    atın ölümü arpadan olsun
    atın ürkeği, yiğidin korkağı
    atın varken yol tanı, ağan varken el tanı
    atına bakan ardına bakmaz
    atışmak
    atıyorum
    atladı geçti genç osman!
    atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz
    atlar tepişir, arada eşekler ezilir
    atlıya saat olmaz
    atma recep, din kardeşiyiz
    atmak
    atsan atılmaz, satsan satılmaz
    atta, avratta uğur vardır
    attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek
    av avlanmış, tav tavlanmış
    av avlayanın, kemer bağlayanın
    av köpeği avdan kalmaz
    av vuranın değil alanın
    ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz
    ava giden avlanır
    avareleştirmek
    avcı ne kadar hile bilse ayı o kadar yol bilir
    avradı eri saklar, peyniri deri
    avrat malı, kapı mandalı
    avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar
    avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var, buğday unundan keş yapar
    avukat tutmak
    avurt (veya avurtlarını) şişirmek
    ay
    ay ayakta çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta
    ay aydın, hesap belli
    ay ışığında ceviz silkilmez
    ay var yılı besler, yıl var ayı beslemez
    ayağı yürüten baştır
    ayağına sağlık
    ayağına sıcak su mu, soğuk su mu dökelim?
    ayağında donu yok, fesleğen ister (veya takar) başına
    ayağını (veya ayaklarını) öpeyim
    ayağını kesmek
    ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin
    ayağını yorganına göre uzat
    ayağının (veya ayaklarının) altını öpeyim
    ayağının bastığı yerde ot bitmez
    ayağının türabı olmak
    ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz
    ayak tutmak
    ayar etmek
    ayarlamak
    ayaz paşa kol geziyor
    aydın
    aydınlatmak
    ayı gördüm, yıldıza itibarım (veya minnetim) yok
    ayı görmeden bayram etme
    ayı sevdiği yavrusunu hırpalar
    ayı yavrusu ile oynuyor
    Ayıkla pirincin taşını!
    ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne
    ayıpsız dost isteyen dostsuz kalır
    ayıptır söylemesi
    ayıyı fırına atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış
    aylak adam işidir
    ayraç açmak
    ayranı yok içmeye, atla (veya tahtırevanla) gider sıçmaya
    ayranım budur, yarısı sudur
    ayrıntılandırmak
    ayvaz, kasap hep bir hesap
    ayyar tilki art ayağından tutulur
    az ateş çok odunu yakar
    az değil!
    az kaldı (veya kalsın)
    az kaz, uz kaz, boyunca kaz
    az olsun, uz olsun
    az söyle, çok dinle
    az tamah çok ziyan getirir
    az veren candan, çok veren maldan
    az yiyen çok uyur, çok yiyen güç uyur
    aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz
    aza sormuşlar: `nereye?` `çoğun yanına` demiş
    azaltmak
    azan kurda kızan köpek
    azarlamak
    azdırmak
    azgınlaştırmak
    azıcık aşım ağrısız başım
    azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında olur
    azıtmak
    azmış kudurmuştan beterdir
    azrail gelince oğul, uşak sormaz
    baba koruk (veya erik) yer, oğlunun dişi kamaşır
    baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana
    baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş
    baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk
    babalık fırın has işler
    babam sağ olsun
    babam!
    babamın adı hıdır, elimden gelen budur
    babana rahmet
    babanın sanatı oğla mirastır
    babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır
    babasının (veya babalarının) çiftliği
    baca eğri de olsa duman doğru çıkar
    bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var
    bacaksız
    bağ babadan, zeytin dededen kalmalı
    bağ bayırda, tarla çayırda
    bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun
    bağdamak
    bağdaşıklaştırmak
    BAĞDAT
    bağı ağlayanın yüzü güler
    bağımlılaştırmak
    bağımsızlaştırmak
    bağırsaklarını deşerim
    bağlam
    bağlamak
    bahis konusu
    bahis konusu olmak
    bahis mevzusu
    bahis mevzusu olmak
    bahsetmek
    bahsi geçmek
    bahsi tazelemek
    bahşiş atın dişine (veya yaşına) bakılmaz
    baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta
    bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu
    Bak bak!
    bak hele!
    bak!
    bakalım (veya bakayım)
    bakan göze bağ olmaz
    bakan yemez, kapan yer
    bakar mısınız?
    bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur
    bakarsın
    bakındı
    bakkala bırakma!
    baklava börek olsa yemem
    bakma sen
    bakmakla usta olunsa köpekler kasap olurdu
    baktıkça alır
    baktın kar havası, eve gel kör olası
    bal bal demekle ağız tatlanmaz
    bal dök de yala
    bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil
    bal mumu yapıştırmak
    bal olan yerde sinek de olur
    bal tutan parmağını yalar
    balama
    balcı kızı daha tatlı
    balcının var bal tası, oduncunun var baltası
    balı dibinden, yağı yüzünden
    balı olan bal yemez mi?
    balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer
    balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir
    balık baştan avlanır
    balık baştan kokar
    balın alası oğlun tazesinden
    balta değmedik ağaç olmaz
    bana da ... demesinler
    bana dokunmayan yılan bin yaşasın
    banko
    bar bar
    barizleştirmek
    bark
    barkarol
    bas bas
    bas! (veya bas git!)
    basıklaştırmak
    basıla
    basitleştirmek
    baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir
    baskın basanındır
    baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır
    bastığı yerde ot bitmez
    baş
    baş ağır gerek, kulak sağır
    baş baş
    baş dille tartılır
    baş döndürmek
    baş kes, yaş kesme
    baş kırılır (veya yarılır) fes (veya börk) içinde, kol kırılır yen (veya kürk) içinde
    baş nereye giderse ayak da oraya gider
    baş ol da istersen soğan başı ol
    baş olan boş olmaz
    baş sağlığı, dünya varlığı
    baş üstünde yeri var
    baş yarılır börk içinde, kol kırılır yen içinde
    baş yastığı baş derdini bilmez
    başa gelen çekilir
    başa gelmeyince bilinmez
    başı yumuşak
    başım gözüm üstüne
    başın başı, başın da başı var
    başına çalsın!
    başına dünyanın belasını sarmak
    başına gelen başmakçıdır
    başına vur, ağzından lokmasını al
    başında paralansın
    başını acemi berbere teslim eden, pamuğunu cebinden eksik etmez
    başını döndürmek
    başını ezmek
    başının altında
    başka
    başka işi yok mu?
    başkalaştırmak
    Başlama!
    başlangıç
    başüstüne
    battal etmek
    Battı balık yan gider
    bayağı kaçmak
    bayatlatmak
    bayındırlaştırmak
    baykuşun kısmeti ayağına gelir
    bayraklaştırmak
    bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü
    bayramda borç ödeyene ramazan ağır gelir
    bazı dingil döner, bazı teker
    becermek
    bedava sirke baldan tatlıdır
    bedbinleştirmek
    beğenmeyen kızını (veya küçük kızını) vermesin
    behey
    beis yok
    bekar gözü, kör gözü
    bekara karı boşaması kolaydır
    bekarın yakasını it yer, yakasını bit
    bekarlık maskaralık
    bekarlık sultanlık
    Bekle yarin köşesini!
    bel bel
    belagat
    belalar mübareği
    belini kırmak
    belirginleştirmek
    belirlemek
    belirsizleştirmek
    belki de
    belli etmek
    ben
    ben hancı, sen yolcu oldukça
    ben şahımı (veya şeyhimi) bu kadar severim
    ben yokum (veya ben bu işte yokum)
    benbenci
    benden paso
    benden söylemesi
    bendeniz
    bendezade
    benim oğlum bina okur, döner döner yine okur
    BENİMKİ
    benlik davası
    benlikçi
    benlikçilik
    benzeştirmek
    benzetmek
    benzetmek gibi olmasın
    benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur
    beraatizimmet asıldır
    berbat etmek (veya eylemek)
    bereket ki (veya bereket versin ki)
    bereket versin
    berelemek
    berraklaştırmak
    Besle kargayı, oysun gözünü
    beslemeyi eslemeden alma
    beş para etmez
    beş parmağın beşi bir olmaz
    beş parmağın hangisini kessen acımaz?
    beşer şaşar
    bet
    beter etmek
    beterin beteri var
    betim
    betimlemek
    bey
    bey ardından çomak çalan çok olur
    beyazın adı, esmerin tadı
    beyazlatmak
    beyin yıkamak
    beyler buyruğu yoksula kan ağlatır
    beylik çeşmesinden su içme
    beylik fırın has çıkarır
    beylik söz
    bezi herkesin arşınına göre vermezler
    bezmek
    bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu
    bıçak gibi kesilmek
    bıçak suyu kesiyor
    bıçak yarası geçer (veya onulur), dil yarası geçmez (veya onulmaz)
    bıldırcının beyliği arpa biçimine kadardır
    bırakmak
    bıraktığım (veya bağladığım) yerde (veya çayırda) otluyorsun (veya otluyor)
    biçem bilimi
    biçimlendirmek
    biçimselleştirmek
    biçimsizleştirmek
    Bildiğini yedi mahalle bilmez
    bilemek
    bilfarz
    bilgi toplamak
    bilimleştirmek
    bilimselleştirmek
    bilinçlendirmek
    bilir
    billahi
    billurlaştırmak
    bilmem hangi (veya kaç veya kim veya nasıl veya ne)
    bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp
    bilmukabele
    bin bilsen de bir bilene danış
    bin dost az, bir düşman çok
    bin işçi, bir başçı
    bin merak bir borç ödemez
    bin nasihatten bir musibet yeğdir
    bin ölçüp bir biçmeli
    bin tasa bir borç ödemez
    bin yaşa!
    binbir ayak bir ayak üstüne
    Bindiği dalı kesmek
    binicinin sağı solu olmaz
    binin yarısı beş yüz (o da bizde yok)
    bir abam var atarım, nerede olsam yatarım
    bir adama kırk gün ne dersen o olur
    bir ağaçta gül de biter diken de
    bir ağızdan çıkıp bin dile yayılır
    bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz
    bir aşağı bir yukarı
    bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun
    bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez
    bir başa bir göz yeter
    bir ben, bir de allah bilir
    bir biçimine getirmek
    bir bu eksikti
    bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz
    bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış
    bir dirhem et bin ayıp örter
    bir dokun bin ah işit (veya dinle) (kaseifağfurdan)
    bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir
    bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar
    bir elin nesi var, iki elin sesi var
    bir elin sesi çıkmaz
    bir elinin verdiğini öbür elin görmesin
    bir elmanın yarısı o, yarısı bu
    bir fincan (veya acı) kahvenin kırkyıl hatırı vardır
    bir fit bin büyü yerine geçer
    bir görüş bir kör biliş
    bir göz ağlarken öbür göz gülmez
    bir günlük beylik beyliktir
    bir inat, bir murat
    bir iştir oldu
    bir kararda bir Allah
    bir karıyla bir koca, dırdır eder her gece
    bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır
    bir kol çengi
    bir koltuğa iki karpuz sığmaz
    bir korkak bir orduyu bozar
    bir köroğlu, bir ayvaz
    bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır
    bir lokma bir hırka
    bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır
    bir mum al da derdine yan
    bir postum var atarım, nerede olsa yatarım
    bir selam bin hatır yapar
    bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düşersin çekirge)
    bir söyle on dinle
    bir sözünü (veya dediğini) iki etmemek
    bir sürçen atın başı kesilmez
    bir şeyler, bir şeyler
    bir tanem
    bir tepe yıkılır, bir dere dolar
    bir türlü
    bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden
    biri bilmeyen bini hiç bilmez
    biri eşikte biri beşikte
    biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar
    biriktirmek
    birlemek
    birleşik kelime
    birleştirmek
    birlikten kuvvet doğar
    bismillah
    bitirmek
    bitli (veya kurtlu) baklanın da kör alıcısı olur
    biz
    biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye
    biz bize benzeriz
    biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz
    bize de mi lolo?
    bizim gelin bizden kaçar, tutar ellere başını açar
    bizimki
    blöf
    blöf yapmak
    bodur tavuk her gün (veya dem) piliç
    bodurlaştırmak
    boğaz dokuz boğumdur
    boğaz durmaz
    boğaz içinde kavga var
    boğmak
    boğumlamak
    bok canına olsun
    bok soyu (veya bokun soyu)
    bok yemenin arapçası
    boka nispetle tezek amberdir
    boklamak
    bol bol yiyen bel bel bakar
    bollaştırmak
    bollatmak
    bombardıman etmek
    borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek
    borç iyi güne kalmaz
    borç ödemekle (veya vermekle), yol yürümekle tükenir
    borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır
    borç vermekle, düşman vurmakla
    borç yiğidin kamçısıdır
    borç yiyen kesesinden yer
    borçlandırmak
    borçlu ölmez, benzi sararır
    borçlunun dili kısa gerek
    borçlunun duacısı alacaklıdır
    borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir
    boru değil (veya boru mu bu?)
    bostan gök iken pazarlık yapılmaz
    bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz
    boş başak dik durur
    boş çuval ayakta durmaz
    boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir
    boş ite menzil olmaz
    boş ol (veya olsun)
    boş torba ile at tutulmaz
    boşa koysan dolmaz, doluya koysan almaz
    boşaltmak
    boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş (veya az) demiş
    boy
    boyacı küpü
    boyamak
    boynu eğri olmak
    boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer
    boyu bacadan mı aştı?
    boyu boyuna, huyu huyuna
    boyuma göre boy buldum, huyuma göre huy bulamadım
    boyun bir karış uzadı
    boyuna bosuna bakmadan
    bozacının şahidi şıracı
    Bozdur bozdur harca
    bozmak
    böyle
    böyle başa, böyle tıraş
    böyle gelmiş böyle gider
    bravo
    bre
    Briketlemek
    bu
    bu abdestle daha çok namaz kılınır
    bu kadar kusur kadı kızında da bulunur
    bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
    bu sıcağa kar mı dayanır?
    bugün bana ise yarın sana
    bugün git, yarın gel
    bugünkü işi yarına bırakma
    bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir
    buğday başak verince orak pahaya çıkar
    buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok?
    buğday ile koyun, geri yanı oyun
    buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince
    buharlaştırmak
    bulanıklaştırmak
    buldukça bunar (veya bulmuş da bunuyor)
    buldum bilemedim, bildim bulamadım
    bulgurlu
    buluşturmak
    bunamak
    bunda bir iş var
    bundan iyisi can sağlığı
    bungunlaştırmak
    burnundan kıl aldırmamak
    burnundan yakalamak
    burnunu sıksan canı çıkacak
    burum burum
    buruşturmak
    buyruğu altına girmek
    buyruk
    buyurun cenaze namazına!
    bükemediğin eli öp başına ko
    bülbülü altın kafese koymuşlar, `ah vatanım` demiş
    bülbülün çektiği dili belası
    bütünlemek
    bütünler
    bütünleştirmek
    bütünletmek
    büyü bozmak
    büyük balık küçük balığı yutar
    büyük başın derdi büyük olur
    büyük laf etmek
    büyük lokma ye büyük söyleme
    büyük sözüme tövbe!
    büyültmek
    büyütmek
    cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür
    cambaz ipte, balık dipte gerek
    cami olmak
    cami yıkılmış ama mihrabı yerinde
    caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olur
    can baş üstüne
    can boğazdan gelir (veya geçer)
    can bostanda bitmez
    can cana, baş başa
    can candan şirindir
    can canın yoldaşıdır
    can cümleden aziz
    can çekişmektense ölmek yeğdir
    can çıkmayınca (veya çıkmadan) huy çıkmaz
    can feda
    cana gelecek mala gelsin
    canavarlaştırmak
    cancağız
    canı cehenneme
    canı isterse
    canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır
    canı yanan eşek attan yüğrük olur
    canı yok mu?
    canım
    canımı sokakta bulmadım
    canın isterse!
    canına minnet (olmak)
    canına tükürdüğümün (veya üfürdüğümün)
    canına yandığım (veya yandığımın)
    canını sokakta bulmak
    canlandırmak
    cansızlaştırmak
    carcur
    cari kur
    cariyeniz (veya cariyeleri)
    cart (veya zırt) kaba kağıt
    cart curt
    cazibeleştirmek
    cazipleştirmek
    ce demeye mi geldin?
    ceddine rahmet
    cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez
    cehennem ol!
    cehenneme kadar yolu var
    cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur
    cemetmek
    cenap
    cennete çevirmek
    cerbezeli
    cesaretini toplamak
    cevap
    cevaplamak
    cık
    cıs
    cıvıklaştırmak
    cıvıtmak
    cıyak cıyak
    cicoz
    ciğerine işlemek
    cin damarına basmak
    cins horoz yumurtada öter
    cins kedi ölüsünü göstermez
    cinsel taciz
    coşkulandırmak
    cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler
    cuk
    cümle bilgisi
    Çabalama kaptan ben gidemem
    çabuk parlayan çabuk söner
    çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme
    çağrılmayan yere çörekçiyle börekçi gider
    çağrıştırmak
    çakıntı
    çakışmak
    çalma elin kapısını, çalarlar kapını
    çam ağacından ağıl olmaz, el çocuğundan oğul olmaz
    çam devirmek
    çam sakızı çoban armağanı
    çanağa ne doğrarsan kaşığında o çıkar
    çanına ot tıkmak (veya tıkamak)
    çapaçullaştırmak
    çaprazlamak
    çarçur
    çarpıklaştırmak
    çarpıtmak
    çarşı iti ev beklemez
    çaşıt
    çat orada çat burada çat kapı arkasında
    çatal kazık yere batmaz (veya geçmez veya çakılmaz)
    çatışmak
    çatlasa da (veya çatlasa da patlasa da)
    çatlatmak
    çatmak
    çek! (veya çek arabanı!)
    çekidüzen vermek
    çekingenleştirmek
    çekişilmeyince pekişilmez
    çekiver kuyruğunu
    çelikleştirmek
    çenesini açtırmak
    çengi ölüsü çalgı ile kalkar
    çepellemek
    çerçeve
    çerçi başındakini satar
    çerçi kızı boncuğa aşıktır
    çeşmeye gitse çeşme kuruyacak
    çeteleştirmek
    çetinleştirmek
    çetrefilleştirmek
    çevikleştirmek
    Çevir kazı yanmasın
    çevirmek
    çevri
    çıkarmak
    çıkmadık canda umut var
    çıkmaz ayın son çarşambası
    çıkmaza sokmak
    çıngıraklı deve kaybolmaz
    çıplaklaştırmak
    çır çır
    çırpıya getirmek
    çıtlatmak
    çiçeklendirmek
    çift edersen bağlanırsın, bağ edersen eğlenirsin
    çift ile koyun, gerisi oyun
    çift sürmek
    çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane `gelecek yıl` çıkmış
    çiftçiye yağmur, yolcuya kurak; cümlenin muradını verecek hak
    çiftlemek
    çiftleştirmek
    çiğ süt emmiş
    çiğ yemedim ki karnım ağrısın
    çiğnemeden yutulmaz
    çimdik
    çinko
    çirkin
    çirkinleştirmek
    çitmek
    çivi çıkar ama yeri kalır
    çivi çiviyi söker
    çoban aldı bağa gitti, kurt aldı dağa gitti
    çobana verme kızı, ya koyun güttürür ya kuzu
    çobanın gönlü olursa tekeden yağ (veya süt) çıkarır
    çobansız koyunu kurt kapar
    çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider
    çocuğun bulunduğu yerde dedikodu olmaz
    çocuk düşe kalka büyür
    çocuk lafı
    çocuk yetiştirmek
    çocuklamak
    çocuktan al haberi
    çoğu gitti azı kaldı
    çoğu zarar azı karar
    çoğullamak
    çoğullaştırmak
    çok bilen çok yanılır
    çok el ya yağmaya ya yolmaya
    çok gezen tavuk ayağında pislik getirir
    çok havlayan köpek ısırmaz
    çok koşan çabuk yorulur
    çok naz aşık usandırır
    çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin
    çok şey!
    çok şükür
    çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir
    çopurlaştırmak
    çoraklaştırmak
    çölleştirmek
    çömlekçi suyu saksıdan içer
    çözümsüzleştirmek
    çukurlaştırmak
    çukurlatmak
    çul içinde arslan yatar
    çürük sakız
    çürük tahta çivi tutmaz
    çürütmek
    çüş
    da / de
    dağ ardında olsun da yer altında olmasın
    dağ başına harman yapma, savurursun yel için, sel önüne değirmen yapma, öğütürsün el için
    dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir
    dağ başından duman eksik olmaz
    dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz
    dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
    dağ doğura doğura bir fare doğurmuş
    dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar
    dağ yürümezse abdal yürür
    dağda bağın var, yüreğinde dağın var
    dağda gez, belde gez insafı elden bırakma
    dağlara taşlara
    daha
    daha iyisi can sağlığı
    daha neler!
    dahası var
    dakikası dakikasına uymaz
    dalgalandırmak
    dalgınlaştırmak
    dallandırıp budaklandırmak
    dallandırmak
    dalya
    dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı
    dam yandı, içindeki sıçan da (birlikte) yandı
    damdan düşen, damdan düşenin halini bilir
    Damlaya damlaya göl olur
    dandini
    danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış
    dara getirmek
    daraltmak
    darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz
    darılmaca
    darılmak
    darısı ... başına (veya darısı başına)
    Darlaştırmak
    darmaduman etmek
    davacın kadı olursa yardımcın allah olsun
    davetsiz gelen döşeksiz oturur
    davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde
    davul dengi dengine diye çalar
    davulu biz çaldık, parsayı başkası topladı
    davulun sesi uzaktan hoş gelir
    dayak cennetten çıkmıştır
    dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer
    dede (veya dedesi) koruk yer, torununun dişi kamaşır
    Defol!
    defteri kapamak (veya kapatmak)
    değersizleştirmek
    değinmek
    değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan
    değirmen taşının altından diri çıkar
    değirmenden gelenden poğaça umarlar
    değirmene gelen nöbet bekler
    değirmenin suyu nereden geliyor?
    değişiklik
    değiştirmek
    Değme gitsin
    değme keyfine
    değme sarhoşa yıkılana kadar gitsin
    deh
    dehşet
    deldirmek
    deli arlanmaz, soyu arlanır
    deli deli akanı, bura bura tıkarlar
    deli deliden hoşlanır, imam ölüden
    deli deliyi görünce çomağını saklar
    deli ile çıkma yola, başına getirir bela
    deli olmak işten değil
    deli saçması
    deliden al uslu haberi
    delik büyük, yama küçük
    delikli boncuk (veya taş) yerde kalmaz
    delilendirmek
    deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış
    deliye her gün bayram
    deliye taş atma, başını yarar
    delmek
    dem vurmak
    Deme gitsin
    demek
    demem o (ki)
    demir ıslanmaz, deli uslanmaz
    demir nemden, insan gamdan çürür
    demir tavında dövülür
    demokratikleştirmek
    denden
    dengelemek
    dengesizleştirmek
    dengine getirmek
    deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz
    deniz dalgasız olmaz, kapı halkasız
    deniz kenarında dalga eksik olmaz
    denizde kum, onda para
    denizdeki balığın karada komisyonculuğunu yapmak
    denizdeki balığın pazarlığı olmaz
    denize düşen yılana sarılır
    denk yapmak
    denklemek
    denkleştirmek
    denli
    Der oğlu der
    derdi veren devasını da verir
    derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen
    derdini dökmek
    derdini söylemeyen derman bulamaz
    derede tarla sel için, tepede harman yel için
    dereyi (veya çayı veya ırmağı) geçerken at değiştirilmez
    derinleştirmek
    derinletmek
    derlemek
    dermek
    ders vermek
    dert ağlatır, aşk söyletir
    dert değil
    dert gider amma yeri boş kalmaz
    dert, çekene göredir
    dertop
    dertsiz baş terkide gerek
    dertsiz kul olmaz
    dervişin fikri ne ise zikri de odur
    destelemek
    destur
    destursuz bağa gireni sopa ile kovarlar
    desturun
    devam
    deve bir akçeye, deve bin akçeye
    deve boynuz ararken kulaktan olmuş
    deve büyüktür amma beşini bir eşek yeder
    deve deve yerine çöker
    deve yerine deve çöker
    deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı
    devede kulak kalmak
    deveden büyük fil var
    devenin derisi eşeğe yük olur
    deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez
    deveye burç gerek olursa boynunu uzatır
    deveyi yardan uçuran bir tutam ottur
    devirmek
    devitmek
    devleştirmek
    devlet adama ayağıyla gelmez
    devlet adamı
    devlet oğul, mal tahıl, mülk değirmen
    devlethane
    devşirmek
    deyi
    deyim
    deyimleştirmek
    dığdık
    dırdır
    dırdırcı
    dış ses
    dışı eli yakar, içi beni yakar
    dışı kalaylı, içi alaylı
    dibace
    dibi görünmeyen sudan geçme
    dibi kırmızı mumla (veya bal mumuyla) mı çağırdım
    dik
    dik alası
    dikeltmek
    diken battığı yerden çıkar
    dikensiz gül olmaz
    dikleştirmek
    dikmek
    dil
    dil bir karış
    dil pelesengi
    dil sürçmesi
    dilbaz
    dilden gelen elden gelse her fukara padişah olur
    dile gelen ele gelir
    dilenci bir olsa şekerle beslenir
    dilencinin torbası dolmaz
    dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister ya bayramda
    dilenciye hıyar vermişler de eğri diye beğenmemiş
    dilendirmek
    dili ağırlaşmak
    dili kurusun!
    dili olsa da söylese (veya anlatsa)
    dili sürçmek
    dili tutulmak
    dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim
    dilin kemiği yok
    dilinden anlamak
    dilinden düşürmemek
    diline sağlam olmak
    dilini bağlamak
    dilini kedi (veya fare) mi yedi?
    dilinin ucunda
    dillendirmek
    dillerde dolaşmak (veya gezmek)
    dilsizin dilinden anası anlar
    dimyat
    dinamikleştirmek
    DİNGO
    dini imanı para
    dinletmek
    dinsizin hakkından imansız gelir
    dinsizleştirmek
    dipsiz kile, boş ambar
    disipline
    dişileştirmek
    dişini sökmek
    divaneleştirmek
    diyecek yok
    dize getirmek
    dizelemek
    dizeleştirmek
    dizi
    dizim
    dogmalaştırmak
    Doğaçlamak
    doğallaştırmak
    doğan anası olma, doğuran anası ol
    doğmadık çocuğa don biçilmez
    doğru doğru dosdoğru
    doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
    doğru söz acıdır
    doğru söz yemin istemez
    doğruculuk
    doğrultmak
    doğululaştırmak
    doğurganlaştırmak
    doğurmak
    dokuz at bir kazığa bağlanmaz
    doldurma
    doldurmak
    dolduruşa getirmek
    doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı
    domuzdan toklu çıkmaz
    domuzun kuyruğunu kes yine domuz
    dondurmak
    donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer
    donuklaştırmak
    dost acı söyler
    dost ağlatır, düşman güldürür
    dost başa, düşman ayağa bakar
    dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur
    dost dostun ayıbını yüzüne söyler
    dost dostun eyerlenmiş atıdır
    dost ile ye, iç, alışveriş etme
    dost kara günde belli olur
    dost sözü acıdır
    dosta düşmana karşı
    dostlar alışverişte görsün (diye)
    dostlar şehit, biz gazi
    dostluk başka, alışveriş başka
    dostluk kantarla, alışveriş miskalle
    dostluk okkayla, alışveriş dirhemle
    dostun attığı taş baş yarmaz
    doyurmak
    döllemek
    döndürmek
    dönmek
    dört göz bir evlat için
    dört üstü, murat üstü
    dövmek
    dramatikleştirmek
    dramatize etmek
    dumanı doğru çıksın
    dumanlamak
    dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz
    dur durak (veya dur dinlen veya dur otur) yok
    dur! (veya durun!)
    durdu durdu, turnayı gözünden vurdu
    durgunlaştırmak
    durultmak
    dut kurusu ile yar sevilmez
    duyarsızlaştırmak
    düğümünü çözmek
    düğün aşıyla dost ağırlanmaz
    düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü
    düğün dernek, hep bir örnek
    düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya
    dün bir, bugün iki
    dün cin olmuş, bugün adam çarpıyor
    dün öleni dün gömerler
    dünya ahiret kardeşim (veya bacım) (olsun)
    dünya bir araya gelse
    dünya bir, işi bin
    dünya kelamı
    dünya malı dünyada kalır
    dünya ölümlü, gün akşamlı
    dünya tükenir, yalan tükenmez
    dünya varmış
    dünya yıkılsa umurunda değil
    dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur
    dünyanın ucu uzundur
    dünyayı haram etmek
    dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir
    dürtmek
    dürüm dürüm
    düş uykudan sonra olur
    düşenin dostu olmaz
    düşman ağzı
    düşman başına
    düşman düşmana gazel (veya yasin) okumaz
    düşmanın karınca ise de hor bakma
    Düşmez kalkmaz bir Allah
    düşün düşün, boktur işin
    düşündürmek
    düşünmek
    düz yazı
    düzeltme
    Düzeltmeci
    düzeltmek
    düzen kurmak
    düzenlemek
    düzlemek
    düzletmek
    düzmek
    e
    ebedîleştirmek
    ebussuut
    ecel aman verirse
    ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane
    ecel şerbeti
    ecel teri
    ecele çare bulunmaz
    eceli gelen köpek cami duvarına siyer
    ecinniler top oynuyor
    eda etmek
    edebi edepsizden öğren
    edebî sanat
    eden bulur, inleyen ölür
    edep yahu
    edeptir söylemesi
    Edi
    edilgenleştirmek
    efendi
    efendim
    efendim nerede, ben nerede?
    efendime söyleyeyim
    efradını cami, ağyarını mani
    efsane
    efsaneleştirmek
    eğdirmek
    eğilen baş kesilmez
    eğirmek
    eğmek
    eğreti ata binen tez iner
    eğreti kuyruk tez kopar
    eğri gemi doğru sefer
    eğri oturup doğru konuşalım
    eğri söz
    eğriltmek
    eğriye eğri doğruya doğru
    eh
    ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını
    eken biçer, konan göçer
    Ekmeden biçilmez
    ekmediği yerden biter
    ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver
    ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur
    ekmek aslanın ağzında
    ekmek elden su gölden
    ekmek istemez su istemez
    ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır
    ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil
    eksik olma!
    eksik olmasın
    eksik olsun
    eksiltmek
    el ağzına bakan, karısını tez boşar
    el alemin ağzı torba değil ki büzesin
    el arı düşman gayreti
    el beğenmezse yer beğensin
    el bende!
    el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz
    el elde baş başta
    el elden kalmaz, dil dilden kalmaz
    el elden üstündür (ta arşa kadar)
    el eli yıkar, iki el yüzü
    el elin aynasıdır
    el elin eşeğini türkü çağırarak arar
    el elin nesine, gülerek gider yasına
    el eliyle yılan tutulur
    el ermez, güç yetmez
    el frenini çekmek
    el için ağlayan gözden olur
    el için kuyu kazan, evvela kendisi düşer
    el için yanma nara, yak çubuğunu bak keyfine
    el ile gelen düğün, bayram
    el kaldırmak
    el kazanıyla aş kaynamaz
    el mi yaman bey mi yaman? el yaman!
    el öpmekle ağız aşınmaz
    el tazelemek
    el terazi göz mizan
    el vergisi, gönül sevgisi
    el yarası onulur, dil yarası onulmaz
    el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır
    elaman
    elçiye zeval olmaz
    elde bulunan beyde bulunmaz
    eldeki yara, yarasıza duvar deliği
    elden gel!
    elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz
    elden ne gelir?
    elden vefa, zehirden şifa
    ele avuca sığmamak
    ele verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı
    elhamdülillah
    elifin hecesi var, gündüzün gecesi var
    elin ağzı torba değil ki büzesin
    elinde avucunda nesi varsa
    eline su dökemez
    elini ayağını öpeyim
    elini kolunu bağlamak
    elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)
    elini veren kolunu alamaz
    elinle ver, ayağınla ara
    eller yukarı!
    ellerim yanıma gelsin
    elleşmek
    elma da alma da demesini biliriz
    elmanın dibi göl, armudun dibi yol
    elmayı çayıra, armudu bayıra
    elmayı soy da ye, armudu say da ye
    elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar
    elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz
    elveda
    emanet eşeğin yuları gevşek olur
    emanet hayvanın kuskunu yokuşta kopar
    emanete hıyanet olmaz
    emdiği sütü burnundan getirmek
    emek olmadan yemek olmaz
    emmim dayım kesem, elimi soksam yesem
    emretti patrik efendi
    emrivaki yapmak
    en kötü günümüz böyle olsun
    enayiliğine doyma!
    ensesinde boza pişirmek
    epilog
    er ekmeği, meydan ekmeği
    er kocar, gönül kocamaz
    er lokması er kursağında kalmaz
    er olan ekmeğini taştan çıkarır
    er oyunu üçe kadar
    erenlerin sağı solu olmaz
    ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma
    ergene karı boşamak kolay
    erim er olsun da yerim çalı dibi olsun
    erim erim
    erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını
    erinenin oğlu kızı olmamış
    erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer
    erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi?
    erkek koyun kasap dükkanına yaraşır
    erkek sel, kadın göl
    erkeklik öldü mü?
    erkeklik sende kalsın!
    erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır
    erken kalktım işime, şeker kattım aşıma
    esaslandırmak
    esir etmek
    eski
    eski ağza yeni taam
    eski çamlar bardak oldu
    eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez
    eski düşman dost olmaz
    eski hamam eski tas
    eskisi olmayanın yenisi olmaz
    eskitmek
    eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı
    eslek
    esmere al bağla, karşısına geç ağla
    esmerleştirmek
    esnekleştirmek
    espri
    espri patlatmak
    espri yapmak
    espritüel
    esrik devenin çulu eğri gerek
    eşeğe altın semer vursalar yine eşektir
    eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış
    eşeği dama çıkaran yine kendi indirir
    eşeği düğüne çağırmışlar, `ya su lazımdır ya odun` demiş
    eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin
    eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması
    eşeğin kuyruğuna kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa
    eşeğin ölümü köpeğe ziyafettir
    eşek at olmaz, ciğer et olmaz
    eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez
    eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz
    eşek eşeği ödünç kaşır
    eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır)
    eşek kocamakla tavla başı olmaz
    eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz
    eşek kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır
    eşek sıpası
    eşitlemek
    eşitleştirmek
    eşlemek
    et kanlı gerek, yiğit canlı
    et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır?
    et ne kadar arık olsa üstüne ekmek yaraşır
    et tırnaktan ayrılmaz
    eteklerini indirmek
    eterleştirmek
    eti ne budu ne?
    eti senin, kemiği benim
    etkinleştirmek
    etkisizleştirmek
    etle tırnak arasına girilmez
    etme (veya etme yahu)
    etme bulma dünyası
    etme eyleme
    ev alma, komşu al
    evcilleştirmek
    evdeki pazar (veya hesap) çarşıya uymaz
    evet
    evi ev eden avrat
    evladı ben doğurdum ama gönlünü ben doğurmadım
    evladın var mı, derdin var
    evlenenle ev alana allah yardım eder
    evlerden ırak (veya uzak)
    evlere şenlik
    evli evine, köylü köyüne
    evlinin bir evi var, kiracının bin evi var
    evrenselleştirmek
    evvel Allah
    evvela can, sonra canan
    ey
    eyere de gelir, semere de
    eyyam ola!
    ez de suyunu iç
    ezgi
    ezim ezim
    ezip büzmek
    ezme
    facialaştırmak
    fahriye
    fakir tavuğu tek tek yumurtlar
    fakirhane
    fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp
    falan
    falanıncı
    FANFİN
    fare çıktığı deliği bilir
    fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (veya kıçına) kabak bağlamış
    fare deliği bin altın
    fare düşse başı yarılır
    fark etmez
    farklılaştırmak
    fart furt
    fasa fiso
    fasarya
    faydasız baş mezara yaraşır
    fazla mal göz çıkarmaz
    feda olsun!
    felek yar olursa
    felek, kimine kavun yedirir kimine kelek
    fenalaştırmak
    feneri nerede söndürdün
    ferahlatmak
    feriştahı gelse
    ferman sizin
    fesahat
    fesüphanallah
    fetvayişerife çıkarmak
    fevkalade
    fırsat bu fırsat
    fırsat her vakit ele geçmez
    fırsat sakal altından geçer
    filarizlemek
    filmleştirmek
    fink
    fişek atmak
    fişek salıvermek
    fitne fesat çıkarmak
    fol yok yumurta yok
    fora etmek
    formüle
    formülleştirmek
    fors
    forsu olmak
    fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar
    fütur getirmek
    füzesavar
    gaf
    gaf yapmak
    gafile kelam, nafile kelam
    gagasından yakalamak
    galat
    galatımeşhur
    galvaniz
    gamlandırmak
    gammaz
    gammaz olmasa tilki pazarda gezer
    garibe bir selam bin altın değer
    garip
    garip kuşun yuvasını Allah yapar
    gavur etmek
    gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını çalar
    gayret dayıya düştü
    gaz vermek
    Gazla!
    gazozağacı
    gece gözü kör gözü
    gece işi, körler işi
    gece silahlı, gündüz külahlı
    geceler gebedir
    geç olsun da güç olmasın
    geç! (veya geç efendim!)
    geçersizleştirmek
    geçiniz
    geçirmek
    Geçme namert köprüsünden, ko aparsın su seni
    geçmiş ola
    geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler
    gehgeh
    gel de (veya gelsin de)
    gel demesi kolay ama git demesi güçtür
    gel denilen yere gitmeye ar eyleme, gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme
    Gel keyfim gel
    Gel zaman git zaman
    geldik yüze, çıktık düze
    geleceği varsa göreceği de var
    gelen ağam giden paşam
    gelen gidene rahmet okutur (veya gelen gideni aratır)
    gelene git denilmez
    gelenekleştirmek
    gelin altın taht getirmiş, çıkmış kendisi oturmuş
    gelin eşikte oğlan beşikte
    gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz
    gelini ata bindirmişler `ya nasip` demiş
    gelmek
    gelsin ... (veya gelsin ... gitsin ...)
    gem almamak
    gem almayan atın ölümü yakındır
    gemi azıya almak
    gemisini kurtaran kaptan
    gemiyi rotasına koymak
    gen
    gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir
    gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan
    genelleştirmek
    genişletmek
    gerçekleştirmek
    gerekçelendirmek
    gerginleştirmek
    gerginlik yaratmak
    geri
    geri almak
    gerim gerim
    germek
    GETİRME
    gevmek
    gevşetilmek
    gezen ayağa taş değer
    gezen kurt aç kalmaz
    gıcır gıcır etmek
    gıdı gıdı
    gık
    gır
    giden gelse dedem gelirdi
    gidi
    gidilmeyen yer senin değildir
    gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var
    gidiş o gidiş
    girişlik
    gitsin
    GİTTİ
    Gitti de geldi
    gitti gider (dahi gider)
    giydiği yakışırken eller bakışırken
    giymek
    gizli kapaklı
    gizlide gebe kalan aşikarede doğurur
    gondol
    göbeği biriyle bağlı (veya beraber kesilmiş)
    göçmenleştirmek
    göğe direk, denize kapak olmaz
    gökten ne yağdı da yer kabul etmedi
    gökten zembille mi indi
    gökyüzünde düğün var deseler kadınlar merdiven kurmaya kalkar
    göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar
    gölgelemek
    göllemek
    gön yufka yerinden delinir
    gönlün yazı var, kışı var
    gönlünü çelmek
    gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz
    gönül ferman dinlemez
    gönül kimi severse güzel odur
    gönül kocamaz
    gönül okşamak
    gönül var otluğa, gönül var bokluğa (konar)
    gönül verme evliye, eve gider unutur
    gönülsüz namaz göğe ağmaz
    gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş
    Gör bak
    gördün deli, savul geri!
    gören gözün hakkı vardır
    görgülü kuşlar gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler?
    görme!
    görmemiş görmüş, güle güle ölmüş
    görmemişin oğlu olmuş (çekmiş, çükünü koparmış)
    görücüye çıkmak
    Görünen köy kılavuz istemez
    görünen köyün uzağı olmaz
    görünüşe aldanma
    Görüp göreceği rahmet bu
    gösteri yürüyüşü
    göz gördüğünü ister
    göz görmeyince gönül katlanır
    göz görür, gönül katlanır
    göz var, izan var
    gözden ırak olan gönülden de ırak olur
    göze yasak olmaz
    gözlemci
    gözlüye gizli yoktur
    gözü göz değil
    gözü kör olsun
    gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz
    gözüm görmesin
    gözünü almak
    gözünü bağlamak
    gözünü sevdiğim
    güçlendirmek
    güçleştirmek
    güfte
    güfteci
    güle güle
    Güler misin, ağlar mısın!
    gülerim! (veya güleyim bari!)
    gülme komşuna, gelir başına
    gülü seven dikenine katlanır
    gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz
    gülünçleştirmek
    gülünçlü
    gümüş sağ olsun, altın gidekosun
    gün bugün
    gün doğmadan kimliği söylenmez
    gün doğmadan neler doğar
    gün geçer, kin geçmez
    gün güne uymaz
    gün ola harman ola
    gün olur yılı besler, yıl olur günü beslemez
    gün varken davarını eve götür
    günah benden gitti (veya gitsin)
    günahı (veya günahı vebali) boynuna
    günaydın
    güncellemek
    güncelleştirmek
    gündüz külahlı, gece silahlı
    gündüzün mum yakan geceleyin bulamaz
    güne göre kürk giyinmek gerek
    Güneş balçıkla sıvanmaz
    güneş girmeyen eve doktor girer
    gürültü istemeyen kazancı dükkanına girmez
    gürültüye getirmek (veya boğmak)
    Güttüğüm domuzu bana öğretme
    güvence
    güvenme dostuna, saman doldurur postuna
    güvenme varlığa, düşersin darlığa
    güveyi olmadık ama kapı dışında bekledik
    güzel bürünür, çirkin görünür
    güzele bakmak sevaptır
    güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz
    güzele ne yakışmaz
    güzeli herkes sever
    güzellerin talihi çirkin olur
    güzellik
    güzellik ondur, dokuzu dondur
    ha
    ha babam (ha)
    ha gayret
    ha Hoca Ali ha Ali Hoca
    ha şöyle
    ha şunu bileydin
    habbe
    habbesi kalmadı (veya yok)
    haberin olsun!
    hacet yok
    hacı
    hacı fışfış
    hadde
    haddeden geçirmek
    haddelemek
    haddi mi (veya haddine mi düşmüş)
    haddini bildirmek
    haddini bilmeyene bildirirler
    hadi hadi
    hadis
    hafazanallah
    hafiflik etmek
    hafta sekiz, gün dokuz
    hah
    hak deyince akan sular durur
    Hak getire
    hak yerini bulur (veya yerde kalmaz)
    hakaret
    hakkı için
    hakkı var
    hakkını vermek
    hal halin yoldaşıdır
    hala o masal
    halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun
    halebi orada ise arşın burada
    haline köpekler bile güler
    halk ağzı
    halkalamak
    halletmek
    halt
    halt etmek
    ham ervah
    ham hum
    hamala semeri yük olmaz
    hamama giren terler
    hamasi
    hamdolsun
    hamur açmak
    hancı sarhoş yolcu sarhoş
    hane
    hanek
    hangi akla hizmet ediyor?
    hangi dağda kurt öldü?
    hangi gün vardır akşam olmadık
    hangi rüzgar attı?
    hangi taş pekse (veya katıysa), başını ona vur
    hangi taşı kaldırsan altından çıkar
    hanımefendi
    hani
    hani yok mu
    hant hant
    HANYA
    har
    haram olsun!
    haramın temeli olmaz
    harap etmek
    harfendaz
    harika
    harman döven öküzün ağzı bağlanmaz
    harman dövmek keçinin işi değil
    harman sonu dervişlerin
    harman sonu dervişlerindir
    harman yakarım diyen orağa yetişmemiş
    harman yel ile, düğün el ile
    harmanda dirgen yiyen sıpa, yılına kadar acısını unutmaz
    harta
    hasıraltı
    haspa
    haspam!
    hasta ol benim için, öleyim senin için
    hasta olmayan sağlığın kadrini bilmez
    hastalık kantarla girer, miskalle çıkar
    hastalık sağlık bizim için
    hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir
    hastaya döşek sorulmaz
    haşa
    haşa huzurdan (veya huzurunuzdan)
    haşa sümme haşa
    haşat etmek
    hatasız kul olmaz
    hatırına bir şey gelmesin
    hava
    hava hoş
    havan batsın
    havan dövücünün hınk deyicisi
    havanın gözü yaşlı
    hay
    hay allah!
    hayata geçirmek
    hayda
    haydan gelen huya gider
    haydi
    haydi canım sen de
    haydi oradan
    haydindi
    HAYFA
    hayhay
    hayıf
    hayır
    hayır dile komşuna, hayır gele başına
    hayır yok
    hayırdır inşallah
    hayırlı olsun
    hayırlısı ile
    haymana beygiri
    hayra alamet değil
    hayret
    hayrını gör
    hayrola
    hayvan
    hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde
    hayvanlaştırmak
    hazır etmek
    hazır mezarın ölüsü
    hazıra dağlar dayanmaz
    hazırlamak
    hazırlatmak
    hazret
    hazretleri
    hedef göstermek
    hekimden sorma, çekenden sor
    helak etmek
    helal olsun
    helalühoş
    hele
    hele bak
    hele hele
    hele şükür!
    hem
    hem de
    hem kaçar hem davul çalar
    hem kel hem fodul
    hem suçlu hem güçlü
    hem ziyaret hem ticaret
    hep bir ağız olmak
    her
    her ağacın meyvesi olmaz
    her ağaçtan kaşık olmaz
    her boyayı boyadı bir fıstıki yeşil (mi) kaldı?
    her çiçek koklanmaz
    her çok azdan olur
    her dağın derdi kendine göre
    her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan
    her düşüş bir öğreniş
    her gün baklava börek yense bıkılır
    her horoz kendi çöplüğünde öter
    her işin (veya şeyin) başı sağlık
    her işte bir hayır vardır
    her kaşığın kısmeti bir olmaz
    her koyun kendi bacağından asılır
    her kuşun eti yenmez
    her nasılsa
    her ne kadar
    her sakaldan bir tel çekseler köseye sakal olur
    her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter
    her şeyin yenisi, dostun eskisi
    her şeyin yokluğu yokluktur
    her taş baş yarmaz
    her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır
    her yiğidin gönlünde bir aslan yatar
    her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır
    her zaman eşek ölmez, on köfte on paraya olmaz
    her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez
    her ziyan bir öğüttür
    herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını almış
    herkes bildiğini okur
    herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz
    herkes evinde ağadır
    herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (veya doğru) getiremez
    herkes kendi ayıbını bilmez
    herkes kendi ölüsü için ağlar
    herkesin ağzı torba değil ki büzesin
    herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz
    herkesin arşınına göre bez vermezler
    herkesin bir derdi var, değirmencininki su
    herkesin ettiği yoluna gelir
    herkesin geçtiği köprüden sen de geç
    herkesin hamuru ekmeğine göredir
    herkesin tenceresi kapalı kaynar
    herze
    herze yemek
    hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat
    hesap özeti
    hey
    hey gidi (hey)
    heyamola
    heyamola ile
    heyhat
    heykelleştirmek
    hık demiş (anasının veya babasının) burnundan düşmüş
    hınk
    hınzır
    hırlı mıdır, hırsız mıdır?
    hırsıza kilit olmaz
    hızlı sağanak tez geçer
    hiç
    hiç yoktan iyidir
    Hiçbir
    hikaye
    hikayeleştirmek
    hikemî
    hikmet
    hikmetinden sual olunmaz
    hilaf olmasın
    hilaf yok
    hilal
    hile ile iş gören mihnet ile can verir
    hilesi, hurdası yok
    himmetin var olsun
    hitabet
    hitap etmek
    hizalamak
    hizaya getirmek
    hodri
    hop
    hoppala
    horoz evlenir, tavuk tellenir
    horoz ölür, gözü çöplükte kalır
    horozu çok olan köyde sabah geç olur
    hoşafın yağı kesilmek
    hot zot
    höt
    hurdaya çevirmek
    hurra
    huy canın altındadır
    huy edinmek
    huylu huyundan vazgeçmez
    huyu huyuna suyu suyuna (uygun)
    hülyalaştırmak
    hürmette kusur etmemek
    hüt dağı
    hüvelbaki
    hüzünlendirmek
    ılıklaştırmak
    ılındırmak
    ılıştırmak
    ılıtmak
    ırak yerin haberini kervan getirir
    ırgat pazarına döndürmek
    ırmak kenarına çeşme yapılmaz
    ısıracak it (veya köpek) dişini (veya dişlerini) göstermez
    ısırgan ile taharet olmaz
    ısıtmak
    ıslah etmek
    ıslanmışın yağmurdan korkusu olmaz
    ıslatmak
    ısmarlama hac, hac olmaz
    ıssız eve it buyruk
    ıstılah
    ışığı altında
    ışıklandırmak
    ışınlamak
    iadeli
    ibadet de gizli, kabahat de
    ibadet etmek
    ibare
    ibne
    icabına bakmak
    iç güveyisi iç ağrısı
    içi beni yakar, dışı eli (veya seni) yakar
    için
    idam etmek
    idealleştirmek
    ifa etmek
    ifadelendirmek
    iflahını kesmek
    iğne
    iğnelemek
    iğneleyici
    iğneli söz
    iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır
    ihdas etmek
    ihrama girmek
    ihtiyarcık
    ihya etmek
    iki arslan bir posta sığmaz
    iki at bir kazığa bağlanmaz
    iki cambaz bir ipte oynamaz
    iki çıplak bir hamama yakışır
    iki çift laf (veya lakırtı veya söz) etmek
    iki deliye bir uslu koymuşlar
    iki dinle bir söyle
    iki el bir baş için
    iki eli (kızıl) kanda olsa
    iki emini bir yemin aralar
    iki gönül bir olunca samanlık seyran olur
    iki hırtı, bir pırtı
    iki kaptan bir gemiyi batırır
    iki kardeş savaşmış, ebleh buna inanmış
    iki kere iki dört eder
    iki kulak bir dil için
    iki ölç, bir biç
    iki söz bir pazar
    iki testi tokuşunca biri elbet kırılır
    iki tımar bir yem yerine geçer
    ikile!
    ikisini bir kazana koysalar kaynamazlar
    ikiz doğurmak
    ikrar vermek
    ilaç için olsun
    ilahi
    ilahlaştırmak
    ile
    ileri gitmek
    ilişkilendirmek
    ilk vuran okçudur
    ilkeleştirmek
    ilkelleştirmek
    illallah
    ilmeklemek
    iltifat
    imalı
    imam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz
    imam osurursa cemaat sıçar
    imamın abdest suyu gibi
    imar etmek
    imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu
    imge
    imkansızlaştırmak
    in misin, cin misin
    inan olsun
    inanılır gibi (veya şey) değil
    inayet ola
    inceltmek
    inci
    inci (veya inciler) döktürmek
    incitici
    incitmek
    indirgemek
    infaz etmek
    inim inim
    inkılap
    insafına kalmış
    insan ayaktan, at tırnaktan kapar
    insan beşer, kuldur şaşar
    insan çeşit çeşit, yer damar damar
    insan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde
    insan gönlünün artığını söyler
    insan insanın şeytanıdır
    insan kendini beğenmese çatlar
    insan kıymetini insan bilir
    insan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa
    insan kuş misali
    insan sözünden, hayvan yularından tutulur
    insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur
    insan yükü ağırdır
    insanın adı çıkacağına canı çıksın
    insanın alacası içinde, hayvanın alacası dışında
    insanın eti yenmez, derisi giyilmez; tatlı dilinden başka nesi var?
    insaniyet namına
    insanoğlu çiğ süt emmiş
    inşallah
    inşallahla maşallahla
    intak
    ip inceldiği yerden kopar
    ip koptuğu yerden bağlanır
    ipiyle kuyuya inilmez
    iplikçilik
    irap
    iri laf
    irite
    isabet
    isin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar
    iskana açmak
    iskonto
    islim arkadan gelsin
    ismi geçmek
    ismi lazım değil
    istediğini söyleyen istemediğini işitir
    istemem diyenden korkmalı
    istençli
    ister
    isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara
    istitrat

    iş amana binince kavga uzamaz
    iş anlatılıncaya kadar baş elden gider
    iş bilenin, kılıç kuşananın
    iş değil
    iş edinmek
    iş insanın aynasıdır
    iş mi?
    iş olacağına varır
    iş yok
    işe bak!
    işi iş, kaşığı gümüş
    işi üç nalla bir ata kaldı
    işin içinde iş var
    işin mi yok
    işin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol
    işine bak!
    işine hor bakan boynuna torba takar
    işini kış tut da yaz çıkarsa bahtına
    işkilli büzük dingilder
    işlemek
    işleyen demir pas tutmaz (veya ışıldar)
    iştah dişin dibindedir
    işte
    it ağzını kemik tutar
    it değmekle deniz pis olmaz
    it derisinden post olmaz
    it dişi domuz derisi
    it ite (buyurur), it de kuyruğuna
    it iti ısırmaz
    it kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış
    it sürü para kazan
    it ulur, birbirini bulur
    it ürür, kervan yürür
    itaat
    itaat etmek
    itaatli
    itaatsiz
    itaatsizlik etmek
    ite atsan yemez
    ithal etmek
    iti an, taşı eline al (veya çomağı hazırla)
    iti öldürene sürütürler
    itibarın sağ olsun
    itibarsızlaştırmak
    itin ahmağı baklavadan pay umar
    itiraz
    itle çuvala girilmez
    itle dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir
    ivedileştirmek
    iven kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz
    iyi (veya temiz) iş altı ayda çıkar
    iyi evlat babayı vezir, kötü evlat rezil eder
    iyi hoş (ama)
    iyi insan sözünün üstüne gelir
    iyi iş (doğrusu)
    iyi nasihat verilir, iyi ad verilmez
    iyi olacak hastanın hekim ayağına gelir
    iyi saatte olsunlar
    iyiliğe iyilik her kişini karı, kötülüğe iyilik er kişinin karı
    iyilik eden iyilik bulur
    iyilik et denize at, balık bilmezse halik bilir
    iyilik iki baştan olur
    iyilik sağlık
    iyiye iyi, kötüye kötü demek
    iz bırakmak
    izninizle
    kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz
    kabalaşmak
    kabalaştırmak
    kabiliyetli çırak ustayı geçer
    kaç para eder?
    kaç parça olayım!
    kaç zamandır
    kaçak güreşmek
    kaçamaklı
    kaçan balık büyük olur
    kaçanı kovmazlar, yıkılanı vurmazlar
    Kaçanın anası ağlamamış
    kaçlı
    kaçlık


    Bilgi yarışması | Oyun | Firma bilgisi | Hastalık sitesi | Link sitesi | Rüya tabirleri
    Ücretsiz program | Şifalı bitkiler | Tıp sözlüğü | Türkçe sözlük | Yemek tarifleri |

    Kullanıcıların yorum ekleyebildikleri, kelime arayabildikleri geniş kapsamlı,
    dizinler halinde 120.000 türkçe kelime içinde gezme ve arama
    ayrıca anlam girebilme imkanı, geniş kapsamlı türkçe sözlük


    ©2005 birsozluk.com

    8,203125E-02